30.12.09

cık cık cık

Ne yapacağımı bilip yapamaz gibi bi halim var.

Yeni yıl yaklaşıyo diye böyle bir sürü karar alasım var.

Param olsa bir sürü çizme alasım var.

Geçen hafta aldığım çok şeker bir japon balığım var.
-balık şeker olur mu demeyin oluyor işte o benim balığım hem-

Sabah erken kalkasım var.

Neyse ki pakette hala sigaram var.
-sigarayı neden çoğul kullanmayız hiç acaba merak ettim-

Sevgililerini görünce beni unutan bazı arkadaşlarım var. cık cık cık

Daha 3000 tane falan bedava mesajım var avea içi gerçi.

Bir sürü şey yapasım var.

Bol bol zamanım var.

ama bi halt yediğim yok....

Bide benim japon böyle dans eder gibi yüzüyo hastayım yüzüşüne :)

23.12.09

ders çalışırken sanatçı ruhum ortaya çıkıyor

Ben böyle bazı bazı ders çalışıyorum ya,
ders çalışırken benim düşünme yetim falan artıyo sanırım.Zira tüm olur olmaz şeyler- ki bunların yüzde doksan dokuzu çalıştığım dersle alakalı olmuyor- aklıma ders çalışırken geliyor.
Sonra böyle bi şiir yazmacılık bi öykü yazmacılık efendime söyleyim elbise modelleri çizmececilik falan ahaha sanki modacıyım :p böyle bi resimler yapmalar graffitiler falan aman diyeyim aman!
Kitaplarımın içi bilgilerin yanında adeta birer sanat deposu falan o derece yani...

Birde ben pek hayal kurmam normalde öyle huy işte sevmem hayal kurmayı ama gel gelelim
ders çalışırken hayal bile kurduğum oluyor...

Nasıl bir bünye bu ey yarabbim!
Sanki ders çalışmamak için yaratılmış.

Birde sanırım artık aşka ihtiyacım var;yalnızlık ve akabinde saçma sapan insanlarla uğraşmaktan hakikaten çok yoruldum...

22.12.09

Maşallahh kızıma tombiş olmuş

Ben kilo aldım efendim evet evet yaptım bunu hani baya baya bildiğiniz kilo aldım.
Para verip mi aldın derseniz evet para verdim her yediğime içtiğime verdiğim paraya da acıdığımdan yedim yattım erimesinler diye sonra böyle bi güzel kilo aldım gayet orantılı.
Mesela eskiden 25 beden kot giyerdim şimdi 26 oldum 27 alsam accık bol geliyo o sebeple 26 işte.
Sonracığıma 34 beden giyerdim elbise falan filan bluz tshirt neyim 36 beden oldum.
Velhasıl kelam benim çevremdeki manyak insanlar bana bildiğin psikolojik baskı uygulamaya çalışıyorlar.
Çok kilo aldın
ne yiyosun hala
rejim yapsana kızım sen
spora başla
bıdı bıdı bıdı....

Sevmiyorum onları hiç artık küsücem hepsine.böhüüü

Ya o değil de ben kendime gittim topuklu çizme aldım fena gaza geldim.
Allah için yakışıyo falan böyle hem boyumu uzatınca kilolarım göze batmıyo zahhaha
Neyse olay şu ki alışmadık götte don durmaz misali ayacıklarım ağırıyo yaa onlarla bi çıkıp gelince...
Alışmam lazım ama hoş yavaştan alışmaya da başladım gerçi en azından dönüş yolunda can çekişmiyorum artık :D
Ya böyle iş kadınları falan var ya paso topuklu ayakkabılar ayaklarda hastayım ben onlara işte.
Gerçi benim çizmeler öyle incecik topuklu değil neyse ki :)
Yazın eskişehire gittiğimde hayal kahvesine gitmiştik bi arkadaşla öyle incecik topukları olan süpersonic bi ayakkabılarım var benim onları giydim de dönüşte bildiğin basamıyodum yere hahah
ne rezillik.
sonra tabii ben accık pratik zekalı bi insan olduğumdan ve kendimi bildiğimden çantama poşetin içine terlik koyuvermiştim hemen hayalin çıkışında giydim onları :D
o anda bide bi çift daha vardı
o kız da ben gibi çantasından terlik çıkarmış onları giyiyodu benim sarı çıyanla o çocuk gülmüşlerdi bize ahh ahh

Neyse yarın annemin günü var bizde,sabah erken kalkmam ve temizlik yapmam lazım zahir.
Bu arada acaip ciddi bi yazı yazasım vardı ama yine saçmaladım :)

21.12.09

Affedebilmek

Babam bazen böyle kanal7 de stv de falan saçma sapan filmimsi şeyler çıkıyo ya,hayattan kesitler bilmem ne o bu şu,onları izliyo işte,tam sonuna geliyo mesela o filmimsi şeyde konu "affetme" olduğu zaman babam hemen kanalı değiştiriyo...

Çünkü 20 yıldır babasını affetmeyi başaramadı ve affetmeye korkuyor artık...

18.12.09

cinayet mahaline geri dönen mazoşist manyak insan modeli

Hepimizin içinde birer mazoşist yavrucak var.

Bu mazoşist yavrucak bize acı veren insanlardan uzaklaşıp
unutmamızı engellemek için beynimizle oyunlar oynuyor.

Ve biz adeta birer katil gibi cinayet mahaline her fırstta geri dönüp
canımızın yeniden ve yeniden acımasına izin veriyoruz...

17.12.09

Sevgili günlük bugün yine...

Sevgili günlük bugün yine 9,30 da uyandım ancak saat 10 gibi yataktan kalkabildim.
Saat 10 kahvaltıya başladım 11e geliyordu çay keyfi yaparak bitirdim.
Tabii ki her gün olduğu gibi kahvaltı yaparken Doktorum'u izledik annemle ve kahvaltıdan sonra
çay-sigara keyfi yaptım.
Masayı topladıktan sonra odamı mutfağı falan derledim topladım-her gün olduğu gibi-
Daha sonra bilgisayarımı açtım,mail kutuma baktım yine kimse yazılarıma yorum yapmamış,
üzülmedim çünkü sebebi yok ama üzülmedim işte,herkesin paşa gönlü bilir.

Sonra facebook u açtım çiftliğime baktım dün ektiğim çiçekler olmuştu
onları biçtim,tarlamı sürdüm ve yeni çiçekler ektim. Tavuklarım yumurtlamıştı üşenmedim teker teker yumurtaları topladım. İneklerin memeleri sütle dolup taşmıştı onları sağdım. Bazı ağaçlarım meyva vermiş idiler onları da topladım. Ayrıca benim traktörüm biçme dövme makinem falan var ben bir nevi hanımağa sayılırım.

Daha sonra ff te bir feed girdim dedim hangi kitabı okusam,kimse bana cevap
vermedi günlük oysa ki iki tane de kitap resmi koymuş idim...
Günlük bu çok üzücü ama sanırım artık insanlar pek kitap okumuyorlar...

Oraya bi jack daniels bi de rakı resmi koysaydım herkes birşeyler söylerdi...

Ama işte konu kitap olunca insanlar okumaya gerek duymadıklarından tek bir yorum dahi yapamıyorlar.

Yazık...
Çok yazık...


Birde blog bundan 7 ay kadar önce bir arkadaşıma çok kırılmıştım,o zamandan beri görüşmüyorduk,işin aslını daha dün öğrendim ve insanlardan bir kez daha soğudum...

Evden çıkmamam kendimi soyutlamam çok daha iyi olacak sanırım,neden bu kadar dikkat çektiğimi anlayamıyorum ama hep böyle saçma sapan şeyler beni bulur zaten.

Yazık blog yazık yıllarca okuyup öğretmen olan insanların böyle dedikodular yapması...
Çok yazık...

O zamanlar anlayamadığıma üzülmüştü
m şimdi ise anladıklarıma daha da çok üzüldüm.
Hayat garip günlük,çok garip... Ve ailenden başkası yalan...


bunlarda hangisini önce okusam diye karar veremediğim iki kitap...

12.12.09

ortaya karışık kırmızılı gündem

sevgili blog,seni severim,sayarım hatta sana hep yazarım bilirsin.
Gel gör ki artık bir de sevgili çiftliğim var benim,tarlam var,tavuklarım,geyiklerim,boğalarım bile var ineklerle haşna fişna ediyorlar sonra leylekler buzağılar getiriyorlar ya yaa...
Çeşit çeşit ağaçlarım var,kedilerim falan aaa köpeğim yok lan hiç bak şimdi bu olmadı farmville köpek yaratsın mümkünse isviçre çoban köpeği olsun,kendime noel köşesi yaptım,sen türksün len ne noeli ne yılbaşı ağacı diyen arkadaşlar olabilir,ama bizim kültürümüzde böyle eğlenceli süslü püslü hediyeli kutlama dönemleri yoksa benim suçum değil napalım.
Mesela evlatlar günü olsa falan anne günü baba günü var ama çocuk günü yok aaa olmadı bu şimdi.
Tamam saçmaladım kestim.

Gelelim hava durumuna Edirne deyim ben malumunuz böyle dünden beri bir kar yağışıdır almış başını gidiyo evet evet gidiyo yağıyo yağıyo ama yerde bir mm dahi kar yok :D

Sonracığıma dtp kapandı,sokaklar hareketlendi,dağdan indirmeye çalışırken dağa geri yollamak gibi birşey oldu bu,açılımı tam kalbinden vurmak gibi,dtp yi onaylıyor muyum tabii ki hayır ama kapatmanın bir faydası olmadığını da biliyorum bakınız Recep Tayyeap de bir zamanlar siyasi yasaklıydı noldu adam başbakan oldu...Şimdi Ahmet Türk yine partiyi yönetecek böyle derin ve sessizce ya da o gitse yerine başkaları gelecek...

Bugüne dek onlarca siyasi parti kapatıldı hemen ardından onlarca siyasi parti kuruldu,
değişen ne oldu sorarım size ?

Evet sevgili devletim biliyoruz bir siyasi partiyi kapatma hakkın var istediğin zaman bunu yapabiliyorsun,isteyenler darbe de yaptı senin koltuğun için bunu da biliyoruz...

Ama hep kötüye gitti bunu da biliyoruz...

Sokaklar karmakarışık dün geceden beri daha da karışacak,daha bir çok şehidimiz de olacak,
şehitlerimizi izlerken hepimiz yine gözyaşı dökeceğiz...

Çözüm dtp yi kapatmak değildi,bu ülkemin kanayan yarasını daha da kanatmak oldu...

11.12.09

Yorulmak

Hiçbirşeye dair istek kalmadı içimde,dua bile etmiyorum artık birşeyler olsun diye...
Çünkü sanırım birşeylerin olmasını dileyip isteyecek kadar bile güç kalmadı içimde.
Karamsarlık diye algılamasın kimseler bunu tamam pek iyimser bir cümle gibi de görünmeyebilir ama üstümde acaip bir yorgunluk var,birşeyleri istemek onlara ulaşmak için çabalamayı gerektirir.
Ama bu bünye daha bu yaşta öyle yorgun hissediyor ki kendini...
Biraz daha yorulsam düşüp kalacakmışım gibi sanki bir daha hiç ayağa kalkamayacakmışım gibi...

Sonuç bir dostun bir zamanlar kurduğu cümle işte;

"EZBERE YAŞIYORUM HAYATI BU ARALAR..."

10.12.09

here i'm

* Epeydir yazmıyorum ya ben kimler farketti kimler farketmedi bilemeyeceğim zaar
kafam çok ama çok karışıktı yazmaya korktum sanırım sanki yazsam herşey daha da karışık
daha da saçma bir hale gelebilecek gibi hissettim ve yazmayı o kadar çok seven ben yazmaya korktum işte...

*Bu zaman zarfında bayram geçti,güzeldi işte bildiğimiz kurban bayramı,çok yakın bir arkadaşım nişanlandı,damadın amca oğlu beni gözüne kestirmiş falan hahahha ama tanışma şerefine nail olamadık zira kendisi başka bir şehirde yaşıyormuş kanımca daha da tanışamayız :D

*Kpss bloguma da yazmıyorum kaç zamandır ama kimseler sanmasın ki çalışmıyorum çok düzenli olmasa da her gün bakıyorum az çok bu sene kararlıyım çok fenalık bi puan alıcam walla :)

*Bu aralar ben de aşırı unutkanlık başladı hayır olsun diyorum sanırım bir doktora çıkmakta yarar var ama havalar da pek bi soğuk hatta yarın öbür gün kar yağabilir o kadar soğuk kendimi eve kapadım daha da dışarı çıkmam bu soğukta zaruri durumlar haricinde tabii...

*Kendi çapımda diyete başladım ama birden kilo verilen diyetlerden değil tabii ama ama göbeğim küçülmeye başladı walla bak yaa :)

*Her gün hayatımı düzene sokasım geliyo,daha doğrusu şöyle erken kalksam falan diyorum ama nedense kalkamıyorum hiç,değişik tabii ya da uyumayı seviyorum desek daha doğru olabilir.

*Beni tanıyanlar bilir saçmalarım böyle hayatımda işte saçma sapan bir sürü şey yaparım falan
hem de saçmaladığımı farkında olarak yaparım bunu neden diye sormasın bana kimseler zira cevabım yok.

*İnsan yıllarca aşık olduğu adamla arkadaş arkadaş mesajlaşmamalı hayır hayır bunu kesinlikle yapmamalı.(BU BİR KIRMIZI TAVSİYE)

*Bak şimdi ya kırmızı tavsiyeler diye bölüm mü açsam hahahah mesela şey yazarım brokoli çorbasını rondodan geçirin süper oluyo falan heheheh sevdim ben bunu ama önce ısınma yazıları yazayım bi dur sen hele.

*Hava böyle çok soğuk olunca ben nedense mutlu olamıyorum bulutları sadece gökyüzü maviyken seviyorum!

*Bugünlük bu kadar yeter,blogumla aşk tazelemeye başladım bile artık buralardayım :)

24.11.09

beyhude geçen bir gün...

Eveett beyhude geçen bir öğretmenler günü daha...

Ben atanamadım,histerik polyanna atanamadı,selin atanamadı,karakutu,maçakızı,cesetizleri,fatma,gül,mehmet,çiler,gülçin,
erhan,deniz,duygu,ersan,aşkın,zafer,özgür,ismail,serda,ömer....

Daha birçok isim sıralayabilirim burda,
öğretmen olmasına rağmen bu günü kutlayamayan öğretmenler...

24 kasım bu yıl da bizim için hayatımızda beyhude geçen atananlar için özel bir gün.

Biz kendimizden mi utanmalıyız öğretmenlik diplomalarımızla evde otururken,
yoksa diplomamızla yetinmeyip önümüze kpss koyan devlet mi utanmalı
bizi evde oturmaya mecbur bıraktığı için...

19.11.09

Ben,Cedric,Pala İskender Aga




-Birkaç gündür blog yazasım yoktu neden bilmiyorum desem inanan olur belki ama
böyle bütün ama bütün sorunlarımı düşünesim geldi,düşündüm sonra üzüldüm yanında ağladım,
uykularım kaçtı,başım ağırdı,isyan ettim isyan ederken dua ettim,belki şanstı belki dualarım kabul oldu ama tesadüflere inanmam pek bu yüzden dualarımın kabul olduğunu düşünmek istiyorum ya da isyanımın gerekli mercilere uğraştığını,problemlerimden benim için en büyük olanının küçük bir kısmı bir anda çözülüverdi...Hem de ben tam ağlarken,annemin telefonu çalmaya annem yoktu ben açtım konuştum ve öylece o günlük çözülüverdi işte...
O an bir huzur geldi oturdu kalbime,tabii büyük problemin büyük kısmı hala olduğu yerinde sabit ama bir şekilde onlar içinde bir çözüm bulabileceğime inanıyorum.
Evet evet hala içimde inanan,umut eden küçük bir kızcağız var...

-Gelişim psikolojisini bitirdiğimden beri kpss kitaplarımın kapağını dahi görmedim,
ama neden diye sorun bana benim şeker(!) kardeşim Cedric hastalandı ateşi çıktı falan birkaç gün evde hasta yattı gerçi salgın var burda kanımca zira cedriclerin sınıfta 12 kişi yok bir haftadır
ama neyse ki domuz gribi değiller korktum vallahi hastaneye de bi gittik acile bütün görevlilerde maske var aman dedim hemen koştum aldım bizde maskelendik :D hehehhe

-Cedricin dediğine göre maske takmak moda haline gelmiş,benim de çantamdalar malum bugün diyor hadi abla bak insanlar takmış sen de tak seversin modaya uymayı.
Hadi leeennnn dedim :p

-Bide bide Cedric bana dedi kii abla sen yine sarışın ol sarı saç sana çok yakışıyordu...
hmm dedim bakalım kışı geçirelim de duruma bakarız.Ben emin değilim gerçi malum insanlar bi hoş ne renk boyasan yakışmış diyorlar,ben şahsen beğenmediğim saç rengine beğendim demem
genel olarak yani yüzde doksan diyelim,şimdi misal çalıştığım okulun müdürü saçını bok rengine boyasa ve bok gibi olsa diyemem yani bok gibi olmuş diye.Bir cümlede 3 kez bok dediğim için de kusura bakmayın daha iyi bir örnek gelmedi aklıma :)

-Ya şimdi ben bir kitap okuyorum İskender Pala'nın kitabı Babilde ölüm İstanbulda Aşk,
eminim duymuşsunuzdur hatta okumuş bile olabilirsiniz kitabı,oldukça güzel bir kitap anlatımı da güzel ama anacım kitap beni içine alamadıı dışında kaldım çemberin zaar haftalardır elimde ve kitap bir türlü bitemedi gitti,hayır beni tanıyanlar bilir en kötü ihtimalle bir hafta içinde başladığım kitabı bitiririm ben,hoş arada başka kitaplar da okudum ama bu kitap artık bitsin diyorum,edebi değeri yüksek konusu güzel ama dili akıcı değil işte beğendim ama ağırdan beğendim,saçma bi deyim oldu,üff cümle kuramayacağım şimdi...

Neyse ben yine de elinize geçerse okuyun diyorum bu kitabı,en azından boş vakitlerinizde :D
Ağır ağır okuyun ya da bana uymayın alın bitirin bi çırpıda ben utanayım kendimden...

15.11.09

dün,bugün,yarın...



Bir kitabın

sayfalarını rastgele açıp okur gibi

yaşıyorum hayatı

bu günlerde...




fotoğraf

13.11.09

ahh...








İçine aşk katıp kurduğum cümlelerimi

ahh...

Kimseler duymasın...

12.11.09

bir fotoğraf,bir isim...

1993 sonbaharı,
26 eylül güzel bir pazar günü,
hava güneşli biraz da sıkıntılı,
Dedem balık mevsiminde havanın güzel olduğu her pazar günü olduğu gibi
arkadaşlarıyla balığa gitmişti sabah erken saatte,
sonra akşam üstü oldu,
aynı sokakta oturduğumuz anneannemin evine gittim,
bakalım dedem hangi balıkları tutmuştu,
en çok aynalı sazanı severdim tuttuğu balıkların içinde,
alır incelerdim dedee hani bunun aynası nerde diye,
9 yaşıma yeni girmiştim o zamanlar...

Akşamüstüydü anneannem evin önünde oturmuş dedemin gelmesini bekliyordu,
ben de yanına oturdum birlikte bekledik,
sonra akşam ezanı okudu,
anneannem hadi eve git dedi ben eve geldim,
anneannem de eve girdi namaz kılayım diyerek...

Eve geldim akşam yemeğini hazırladı annem,
yememiştik henüz kapı çaldı anneannem geldi,
babamı çağırdı baban rahatsızlanmış hadi hastaneye gidiyoruz dedi,
Babam ve anneannem hastaneye gittiler,annem de gitmek istedi
fakat anneannem gelme iyiymiş dedi...

Aradan bir saat falan geçti annemi arayıp dedemin öldüğünü söylediler annem inanmadı,
sonra dayım aradı telefonda konuştular annem düşüp bayıldı telefon elinden düştü,
9 yaşındaydım ve ne yapacağımı bilmiyordum,
bir önceki gün sapasağlam olan dedem nasıl ölebilirdi ki ?
Neydi bu ölüm,nasıl gelmişti evimize...

Annem kendine geldi sonra,ağladı,bağırdı,çığlık attı,hıçkıra hıçkıra ağladı hep...

Sabah sapasağlam balık tutmaya giden dedem evine dönememişti...

Sonra öğrendik neler olduğunu,
İyi değilim demiş ve bir hap içmiş,
sonra ceketini çıkarmış uzanmış...
Orda öylece tek başına yatmış...

Taa ki eve dönüş saati gelince kuzeni aramaya gidince bulmuş öyle yatarken,
o zaman daha ölmemiş...
Hemen şehre dolu yola çıkmışlar hastaneye getirmek için,
fakat yolda hayatını kaybetmiş...

Kuzeni gelip anneannemin kapısını çaldığında,
Abimi kaybettik demiş anneanneme,
Anneannemin aklına ölmüş olabileceği gelmemiş tabii
nasıl kaybettiniz iyice arasaydınız oralarda bir yerdedir demiş...
Sonra öğrenmiş acı gerçeği...
Ve annemin ne kadar çok üzüleceğini bildiğinden almamış hastaneye...

16 yıl oldu dedem öleli,
2 torunu daha oldu hiç görmediği,
Cedric defalarca ağladı keşke dedemi tanıyabilseydim hepiniz gördünüz,tanıdınız,
ben sadece fotoğraflardan biliyorum diye...

Dedemin ölümünden 7 yıl sonra doğan kardeşime dedemin adını verdi babam...
Hala keşke diyoruz hep keşke yaşasaydı dedem,
o gün hastaneye getirmelerini isteseydi yaşardı hala belki diyoruz...

Ama gerçek değişmiyor işte,
dedem artık sadece fotoğraflarda evlerimizin baş köşesinde...

11.11.09

biri bana oyuncak bebek hediye etsin


-Kuzenimin bi arkadaşı var ben çocukken ona hayrandım böyle acaip karizmatik ve yakışıklı bir adam kendisi,gerçi artık biraz yaşlandı ama yine de karizmatik ve yakışıklı :)
Neyse ondan neden bahsettiğime gelince...

Bundan 2 gün önce geçen hafta boyunca içtiğim zayıflama çaylarından dolayı artık eskisi gibi kocaman olmayan göbeğime güvenerek daracık bir gömlek giydim salına salına dolaşıyorum
sokaklarda falan o arada kuzenim ve arkadaşı olan yakışıklı abi ile karşılaştım adamın ilk tepkisi kıızzz sen ne kadar çok kilo almışsın ne o göbek öyle hiç yakışıyor mu!

-Böhüüüü dedim kendi kendime
Allaamm nedir benim çektiğim bu eziyet insanlardan anlamıyorum,tamam bir zamanlar oldukça zayıf incecik bir kızcağız idim ama artık değilim hayır bide öyle bi muamele ediyorlar ki sanki obez oldum aq hay altı üstü 36 beden oldum yani kim ne sanki bu ne be yeter ulaaannnnnnnnn isyanım var!

Neyse en iyisi zayıflama çaylarını içmeye devam etmek zaar bir haftada göbek baya bi gitti
şöyle bikaç kilo versem yetecek zaten...

* * * * *
* *
Sabahtan beri ara ara başım dönüp duruyor sanırım yine tansiyonum düştü peynir falan yedim düzeldi biraz şimdi de canım nescafe ve sigara istiyor ama tırstığımdan içemiyorum... Birde benim bi kuzenim var temmuzda mezun oldu pazarlama bölümünden malum kriz var hala iş bulamadı yiyo beni ya yiyo yani,sürekli sıkılıyorum depresyondayım modunda üfff tamam ben de sıkılıyorum depresyondayım ama o kadar da dile getirmiyorum yani gerçi onun burda pek arkadaşı da yok benim malum sevenlerim sayanlarım mevcut :-)

Ama yine de naber canım dediğimde her seferinde sıkılıyorum diye cevap almak sinir bozuyo aaaaaa ben ondan 4 yaş büyüğüm derdim başımı geçmiş saf saf kpss yle falan uğraşıyorum bak param yok kondisyon bisikleti bile alamıyorum kendime :)

**Ya bide koşu bandı fiyatlarına baktım mübarekler çok pahalı ona o kadar para vereceğime gider var olan tüm yağlarımı aldırırım daha iyi be.


**atv de Unutulmaz diye bir dizi var reklamlarını görüp duruyorum ve diziden nefret ediyorum bildiğin yahu.Bu kadar saçma salak bir dizi olamaz hemen kaldırsınlar yayından çok gereksiz.


**Show Tv de Bu Kalp Seni Unutur mu diye bir dizi var 4 bölümdür oynuyor ve bir nevi Hatırla Sevgili'nin devamı niteliğinde,böyle dizileri seviyorum ama tek acı çekenler,işkence görenler,ölenler sadece solcular mıydı?Sadece google da yaptığım küçük araştırmalar sonucu
idam edilenler ve işkenceden ölenler arasında hem sağcılar hem solcular olduğunu bulmam zor olmadı.

**Yine show tv de Melekler Korusun diye bir dizimiz var geçen yıl başladığında çok severek izliyordum ama içim baydı artık iyice saçmalamaya başladılar sürekli bi olaylar böyle falan filan
artık izlemiyorum.

**Yaprak Dökümündeki bütün yapraklar dökülsün ağacıda kökünden kessinler istiyorum.

**Aşkı Memnu da Bihter'le Behlul ün ilişkisi ortaya çıksın ve diziye accık renk gelsin istiyorum.Gerçi reklamda gördüm Beşir kameraya falan çekiyo kendini ama nedense bana daha Adnancığım öğrenemeyecek gibi geliyor.


**Odamdaki tv de cnbc-e ve e2 çekmiyor nedense bide ntv falan oysa ben cnbc-e de çıkan filmleri izlemeyi seviyorum...

**Ben hastayken annem nedense daha bi sinirli oluyo ve benim bünyem hiç kaldıramıyor. Kanımca ev işlerini sürekli ben yapıyorum hatun alıştı ben malak gibi yatınca zor geliyo olabilir ama bu haldeyken asabi bi anne de ağır gelmiyo değil ne yalan söyleyeyim.Zaten sabah başım dönüp yataktan kalkamazken beni bırakıp gitti,3saat yattım dönen başımla :(

**Birde benim google analytics ayarlarım bozulmuştu düzelttim onu sanırım artık herkes reader dan okuyor ben dahil...
Hoşçakalın esen kalın.

8.11.09

Ankara gezisi ve kısa notlar

-Gece 12 de yola çıktık ben yol boyunca molalar hariç uyudum :)
Biraz bacaklarım tutuldu bunun haricinde uykusuzluk sorunu çekmedim.
Gerçi sağ çaprazımda oturup aptal aptal konuşan bi kız vardı dövecektim az kalsın
o kadar gerizekalıydı yani.
"puşi takana peşmerge denir" gibi bi cümle kurdu siz düşünün gerisini...
O kadar da cahil evladım...

-Sabah 10 a geliyordu Anıtkabir'e gittik.
Malum ilk kez gidiyorum ve Anıtkabir'e bayıldım,
hele sabah 10 da çelenk bırakan bir grup vardı saygı duruşu başladı orda olan herkes
olduğu yerde saygı duruşuna geçti,4 yaşındaki küçücük çocuklar dahil,
gerçekten Atama bir kez daha hayran kaldım.

-Anıtkabir'in altında bulunan müzeyi gezdik,Atatürk çok zevkli bir adammış vesselam bunu da bir kez daha anladım,o gün giydiği kıyafetleri bugün bile giyse ikon olurdu kesinlikle!

-Daha sonra Atatürk'ün orman çiftliğinde bulunan evine gittik,3 katlı çok aşırı büyük olmayan bir ev,sadece bir odada koltuk takımı vardı,diğer odalarda hep sedirler vardı,mutfağı da pek küçücüktü.Oldukça şirin bir evdi ama sevdim ben.

-Ondan sonra TBMM ye gittik meclisin içini de gördük dünya gözüyle :D
Hatta çıkarken bize bir belge verdiler ziyaretimiz anısına,çoğu kişi biliyordur muhtemelen ama meclisin içi ile ilgili küçük notlar yazmak istiyorum ben.

*Atatürk'ün hiç resmi yok mecliste bunun sebebi de Atamın kendi isteği imiş meclis halkın olduğundan ve vekillerin kararlarını verirken etkilenmemeleri içinmiş.

*16 tane dev avize var bunlar da 16 tane büyük Türk Devletlerini simgeliyormuş.

*Halkın oturumları izlemesi için bir bölüm var lakin ilk önce yazılı izin almak gerekiyormuş.

-Bütün bakanlıklar TBMM yakınında lakin ben Milli Eğitim Bakanlığını göremedim,görsem hemen inip orda eylem yapacaktım :)

-Hava Kuvvetleri ve Kara Kuvvetlerinin giriş kapıları binaları falan oldukça ihtişamlıydı ama en güzeli Deniz Kuvvetleri Komutanlığıydı ben Kara Kuvvetlerinin binasının daha ve giriş kapısının daha ihtişamlı olacağını sanırdım.

-2.TBMM ye gittik gördük orda yapılan devrimlerle ilgili yazılar vardı,hepsinin fotoğraflarını çektik :D malum kpss de soru çıkıyor hepsinden :)

-Bol bol fotoğraf çektik ve çekildik ama şu anda fotoğrafları yükleyemeyeceğim çünkü henüz bilgisayara atmadık birkaç gün içinde beğendiklerimi mutlaka paylaşacağım.

-Otobüstekiler beni liseli sandı :D İngilizce Öğretmeniyim dediğim zaman çok şaşırdılar çok küçük gösteriyormuşum :)

-Evet evet aldığım kilolara rağmen hala çıtırım :P

Aslında daha bir kaç olay oldu ama şimdi onları yazmıyorum :)
ADD gezisi idi bu malum bir genç ve bir yaşlı ADD li tarafından gerçekleşen bir tartışma oldu ona dair yazmak istiyorum ama şimdi değil daha sonra tek söyleyebileceğim 80 döneminden kalanlar hala o dönemde imiş gibi davranıyorlar ve gençleri anlamak istemiyorlar...

6.11.09

Bekle bizi Atam...

Ankara'ya gidiyorum Anıtkabir'i bide bikaç yeri daha ziyaret edip yarın gece geri döneceğim :-)

Özletmem kendimi zaar merak etmeyin.

Yıllarca Eskişehir'de yaşamama rağmen kısmet olup hiç Ankara'ya gidememiştim,
gerçi bir kez çok yaklaşmıştım gitmeye maça kızı ile birlikte gidecektik tren biletlerimizi bile almıştık lakin sabahın köründe uyanmayı başarmamıza rağmen o zamanlar küçücük olan totolarımızı kaldırıp gidemedik,biletlerde yanmıştı bak.peh.

Neyse aslında ben böyle bir yere ilk kez gideceğim zaman çok heyecanlanırım falan
ama pazartesiden beri içtiğim o zayıflama çayları midemi mahvetti :(
Acaip karnım ağırıyor şu anda hap falan içtim inşallah diner ağrı yoksa yollarda mahvolabilirim
ayy bide inşallah zırt pırt wc ye gitmek zorunda kalmam hoş kalsam da otobüs her benzinlikte benim için durmaz hem rezil olamam bütün otobüse .oklu .ötlü diye...

Neyse efendim güzel bir gezi olması dileğiyle :)

Esen kalın,yokluğumda buralarda sahip çıkın.

Öpüldünüz!

5.11.09

makyaj için malzemeler


Ben geçen sene yani ortalama 1,5 sene önce cici annemin zorlamalarıyla oriflame satmaya başladım toplam 4 ay sipariş verdim sonra iflas ettim veremedim tabii...

Velhasıl kelam 1,5 yıldır kendime hala yeni makyaj malzemesi
almaya gerek duymadım hatta hala bir parfüm var kullanmadığım çünkü kokusunu beğenmiyorum.


Galiba hepsini kendime satmışım yahu :D


not:fotoğraf bana ait değil google dan buldum ama o pembe parfüm çok hoşuma gidiyor
almıştım kullanmaya kıyamadım sonra çantamın içine dökülmüştü gene kullanamadım:D

4.11.09

aşkın ömrü 3 hafta olabilir mi ?


24 yaşındayım ve gerçekten ilişkilerde çok başarısızım.
En uzun ilişkim 7 ay sürdü o da sürdüğünden değil de işte devam etmesi gerekiyordu...

7 ay çok bir zaman sayılmaz biliyorum ama ondan sonra ki rekorum 3 aydır bununda işte 2 ay ı resmi bir ilişkiydi ilk 1 ayı flört dönemi falan olur ya bilirsiniz.

Hep ben mi suçluydum bitmesinde diye düşünüyorum bazen belki de öyledir,
farkında değilim...

Hep bir yerde bir yanlış vardı ve bitti...

Bazen kendimi suçladım üzüldüm,ağladım...
Bazen küfür ettim s.ttir git hayatımdan dedim(bunun da arkasından oturup ağlamış olabilirim)
Bazen hiç üzülmedim olması gereken oldu dedim,bitmesi gerekiyormuş...

Öyle büyük aşklar yaşamadım,entrikalı ilişkilerim pek olmadı olduysa da hatırlamıyorum
arkadaşlara sormak lazım...

Sadece bir kişinin ardından çok ama çok üzüldüm,o da bunu biliyordu ama
sevmeyince sevmiyor gönül neylesin...Artık onu bile suçlamaktan vazgeçtim
her ne kadar onu gördüğümde sımsıkı sarılmaktan kendimi alamasam da...
Neyse ki uzak şehirlerdeyiz ve hemen hemen hiç görmüyorum bazı istina tesadüfler haricinde...

Gelelim sadede benim ilişkilerim neden hiç doğru düzgün olmuyor yaşanamıyor bitiyor.
Sanırım karşıma hep yanlış insanlar çıkıyor ya da ben yanlış insanları ve yanlış insanlar beni buluyorlar ve seçiyoruz seçiliyoruz öylece...

Birde ben en başta mantıklı karar veremiyorum nedense tabiri caizse biraz şıpsevdilik ve maceraya atılma dürtüsü var içimde hep denemekten ne olacak diyorum,sonra deniyorum ve aradan ortalama 3 hafta geçince mantıklı düşünmeye başlıyorum ve yok ya benim istediğim bu değil diyorum sonra ya ben artık bitsin diyorum ya da karşımdaki insanı çileden çıkarıyorum ve dayanamıyor o artık bitsin diyor.

Sonuç aynı : başlamaya çalışırken biten bir ilişki...

Ben buyum diyorum her seferinde ve beni böyle biri seven biri olacak eninde sonunda
fakat 24 yaşındayım ve ne hikmetse beni böyle sevenleri ben sevemedim hiç
ve sevdiklerim hep değişmemi istedi,ben hiç değişemedim...

Bazen değişmeyi bile denedim ama değişince ben ben olmaktan çıkıyorum
ve
ben kendimi böyle seviyorum.
Deli dolu,bazen pervasızca küfür eden,sürekli spor kıyafetler giyip altına converse giyen,
hatta en şık en kokoş giyindiği zamanlarda bile converse giyen,
fön çektirmekten ve özel günler haricinde topuklu ayakkabı ve o cici kız eteklerini giymekten nefret eden,hesap vermeyi ve aşırı kıskançlığı sevmeyen
öyle bi kızcağızım ben...

Neyse işte ben buyum ve yalnızım...

O doğru adam nerdedir şimdilik bilmiyorum...


ftgrf

3.11.09

where is my sunshine ?

Son 10 dakikadır camdan dışarı bakıyorum.
Gökyüzü bugün yine gri,ağaçlar artık yeşil elbiseler içinde değiller.
Güneş bulutların ardında kalmış bu da benim kendimi iyi hissetmeyeceğim anlamına geliyor
artık bilindiği üzere ben güneş ışığıyla çalışan bir bloggerim.

Birde malum son 4 gündür hastayım yani çok hasta da değilim ama bademciklerim şişmişti onlar indi fakat kendimi hala hiç iyi hissetmiyorum,sanırım günde 10 saat uyumaktan kaynaklanan bir sırt ağrısı söz konusu.

Neşeli olamıyorum işte böyle havalarda elimde değil.
Gerçi hüzünlü de sayılmam ama nasıl desem böyle boşmuş gibi günler,
sanki gün ışığı girmeyince penceremden gerçekten yaşamıyormuşum gibi,
sanki duygularımı ortaya çıkaran güneşmiş gibi,
güneşli olmayan günlerde kendimi garip hissediyorum,sadece garip...

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Ne yapacağımı bilmez günler yaşıyorum yine,
Resim yapsam diyorum,oturup birşeyler çizmeye üşeniyorum.
Blog haricinde bir deftere yazsam diyorum içimden tüm geçenleri,yazmaya üşeniyorum.
Bir atkı örmeye başlamıştım yarım kaldı bitirmeye üşeniyorum.
Sabahları kalkıp plates yapayım diyorum,yataktan kalkmaya üşeniyorum.
Malum fazla kilolarım var,akşamüstüleri yürüyüşe çıkayım diyorum,giyinip evden çıkıp yürümeye üşeniyorum...
Hatta çoğu zaman blog yazmaya bile üşeniyorum...

Erteliyorum sürekli birşeyleri,yarına bile bırakmıyorum kesin bir tarih vermeden çok ileri bir zamana atıyorum,sonra o zaman hiç gelmiyor...

Bu duraklama döneminden çıkıp hayata geri dönmeliyim diyorum,yapamıyorum.

Sonra kendi kendime sızlanıp duruyorum...

Gerçekten iyi değilim...

1.11.09

Kutsal gün 1 kasım

Bugün 1 Kasım efendim
çok kutsal bir gün ama tabii sadece benim için.
Özel bir anlamı yok seneye falan kutsal olmayacak bugün
sadece bu yılın 1 kasımı olduğundan ve de ben son birkaç haftadır aldığım kararları
kendime hep bugün uygulamaya başlayacağımı söyleyip durduğumdan
bugün öyle kutsal oldu işte yani oldu bittiye geldi gibi birşey.
Şimdi efendime söyliim nedir bu kararlar
1. en önemli karar alıp eski incecik halime dönmeye karar verdim efendim
fotoğraflara bir baktım ahh bakmaz olaydım incecik fidan gibi bir kızcağızken bir danaya dönüştüm resmen kocaman bir götüm var arkamda beni takip eden vücudumdan bağımsız takılan ve benim deyimimle ben ve göbeğim iki ayrı irade haline gelen iki beden şeysi aman neyse ney işte
kocaman bir göbeğim var özetle artık ve iğrenç ya ben kilo dan nefret ederim ki nasıl bu hale geldim vallahi bilmiyorum bok bilmiyom bal gibi de biliyorum işte.
Hep depresyonlarım yüzünden,bide mal gibi gittim sigarayı bıraktım 4 ay içmedim aynı dönemde salak salak aşk acısı krizlerim tuttu,okul bi yandan kpss öte yandan...
Oyy oyyy ne zor aylardı ey blog...Ve tabii bu dönemde evden çıkmadım sporu bıraktım
spor dediğimde işte yürüyüp koşuyordum falan her gün ortalama 1 saat kadar ama sonra üşengeçlikten onu da bırakınca ne oldu önce toto büyüdü sonra göbek falan bide malum işte heryerim büyüdü o çok sevdiğim daracık gömleklerimden birini giydim perşembe günü ayy sanki düğmeleri patlayacak mübarek ya da ben patlıcam sandım dehşetti ya.
Zaten geçen yıl falan aldığım kot pantolonlarımın hiçbirisi olmuyor yazın yeni birkaç pantolon aldım ve 25 bedenden 26 ya çıkmışım böhüüü kabus gibi.neyse toto fazla büyümedi de ahh o göbek beni kahrediyor blog kahrımdan yiyorum bide mal gibi salak tutsana o gırtlağını bi yeme işte dana gibi yersen dana gibi olman doğal ama nerde...

Neyse sabahtan beri bütün diyet sitelerini gezdim bütün diyetleri okudum falan
Ve ben diyet yapamam yani öyle bi düzen göre diyet yapamam kendi diyetimi kendim yaparım artık spora başlamalıyım yeniden antidepresanları bıraktım artık onlar yüzünden daha da kilo almam en azından.
Dertliyim kederliyim şişko değilim ama fazla kilolara sahibim...
Neyse bu yazı fazla uzadı diğer kararlarımı yarın bildiririm.

Have a nice sunday :)

Resim koymayacağım aslında bir an kendi resimlerimi koysam diye düşündüm ama vazgeçtim hemencik :)

29.10.09

aşk'a sor


Bu gece izlediğim film beni etkiledi
nesi etkiledi diye sormayın bilmiyorum gerçekten
Belki Salma Hayek in sürdüğü kırmızı ruj ve
saçına iliştirdiği o kırmızı çiçek,
belki Colin Farrell in yazar olma çabaları,
belki aşka benzer ama yaşanmakta zorlanılan
o duygu...

Ettikleri kavgalar da olabilir...
Bilmiyorum.

Bu filmin tamamını anlatmak istemiyorum
gerçi o zeynepe özeldi o da filmi hiç beğenmediğim için öyle oldu.

Bu filmi izledim hayatım değişmedi
ama bakış açım değişmiş olabilir,
zaman gösterecek...

28.10.09

bir alışverişkolik

Eveett bugünün filmi:

BİR ALIŞVERİŞKOLİĞİN İTİRAFLARI

Bu filmi beğendim ben :)
Aslında romantik komedi filmler çok tarzım değildir açıkçası ama
gen ve zeynepin 8 günü üstüne iyi geldi vallahi ne yalan söyleyeyim.
Filmde adından anlaşıldığı üzere alışverişkolik bir kızımız var
KENDİMİ GÖRDÜÜÜÜMMMM :)

Kız sürekli alışveriş yapıyor falan böyle bir sürü kredi kartı borcu var
bknz.benim geçmişim.

Sonracığıma bir gün bir yeşil fular alır vee hayatı değişir :p
Harbi bak değişti kızın hayatı
aşkı buldu bi kere ahh ahh
aşk yeşil fularla bulunuyorsa ben de mi alsam nedir :D

Neyse öyle işte eğlenceli bir film
kızlara izlemelerini tavsiye ederim,erkeklere etmem
muhtemelen sevmezler böyle bir filmi
tam bi kız filmi :)


dipnot: film kardeşimin seçimi idi danke schön to her :D

26.10.09

Zeynep'in 8 günü benim 2 saatim


Bugünün filmi
Zeynep'in 8 günü
Zeynep tek başına yaşayan işe giderken her gün aynı kıyafetleri giyen pis bir kızımızdır.
Birde öyle bir cimridir ki sabahları 2 yumurta kırar,bir önceki günden kaldığını tahmin ettiğimiz
bayat ekmeğini yer ve yanında su içer.
Harbi bak sabah kahvaltısı bu hatunun yağda pişmiş 2 yumurta,ekmek ve su.
İnsan bi çay demler yahu dedim ben ama bekledim 8 gün boyunca hiç çay demlemedi walla
inanmazsanız izleyin ve görün.

Film toplam 2 saat ilk 40 dakikası siyah beyaz ben şaşırdım biraz tamam kızın aşırı monoton bir hayatı var biliyorduk ama gelgelelim film siyah beyaz başladı ya anam dedim bizim tv bozuldu sonra dvd yi kapadım tv kanalı açtım baktım renkli anam dedim kazık yedik birde orjinal cd aldık siyah beyaz çıktı tühh neyse filmi para verip satın almış olduğumdan siyah demedim beyaz demedim izledim allahtan 39.dakika da Zeynep zoraki ve her gün giydiği kıyafetleriyle gittiği barda Ali ile tanıştı da filme renk geldi:D

Filme renk gelince ise en çok şaşırdığım şey Zeynep'in her gün giydiği o demode etek ve bluzun kahverengi olmasıydı malum siyah beyazdı ya film ben siyah sanmıştım :D

Şimdi ben Zeynep'e ilk başta daha pis dedim ya bunun sebebi şudur ki o kıyafetlerini 8 gün içinde bir kez dahi yıkamadı :S

Neyse gelelim sadede Zeynep Ali yle barda tanıştı ya hani Ali de puştun allahı öyle adi bi herif ama bizim zavallı Zeynep çok yalnız ve ezik malum Ali buna bi iki bira içirdi bizim ki dans pistinin ortasında bir danslar bir danslar aklım şaştı sonra bizim Zeynep attı Ali yi eve seviştiler ama
Cedric ve diğer yeğenimde vardı o yüzden sevişme sahnelerini izleyemedim çok üzüldüm walla ama ne çare eminim çok ateşli bi sevişmedir :p

Sonra işte Zeynep Ali hayatına ve filme renk kattığı için Ali'yi arar falan bulur gibi olur bulamaz
filmin sonunda Ali Zeynep'in kapısına gelir orda öldürülür Zeynep ağlar sızlar ama aynı pis kıyafetleriyle hayatına devam eder ve Ali ölünce film yine siyah beyaza döner...

İşte böyle bir filmi sıkılmadım desem yalan olur ama Fadik abla bu filmle ödül almıştı,
çok güzel ezik salak ağlak suratlı hatun rolü yapıyo kendisi tebrik ederim.

Film deki tek güzel şey bence Baba Zula müzikleri idi.

fark ettim ki :





-Hiç çeyizim yok hakkat bak bi tek annemin seneler önce ördüğü danteller falan var işte çeyiz niyetine zaar onların da modası geçti bile bence zira annem bile dantel kullanmıyor artık.

-Bazı arkadaşlarım var hatta birçok arkadaşım böyle herşeyleri hazır bi kocaları eksik o derece yani tencere takımları,kütahya porselen yemek takımları,bilmem ne marka çatal bıçak kaşık takımları o derece yani.

-Ben de çeyiz olmadığına göre koca da eksik değil heyoo şanslı azınlıktayım :P

-24 yaşındayım ve evlilik hala çok uzak gibi geliyor.

-Bunu da bu sabah fark ettim zaten len dedim kendime planlarım hep tek kişilik.

-Sanırım yalnızlığa fazla alışmışım ben...

-Kardeşim geldi pek mesudum can sıkıntısıdan kurtuldum :)




Bunlar da dünün filmleri:

1.filmimiz rock'n rolla

Tahminimden iyi bir film,
erkek filmi deyip beni kandırmaya çalışanlar oldu
ama beğendik biz yani ben ve kızkardeşim.

yıkılmamayı öğrenmek lazım
bu filmden çıkan ders budur.

Ve hayat çok garip
ayağın takılıp düşsen de neyin ne olacağı belli olmuyor,
mutlaka yeniden koşmaya başlarsın...






2.filmimiz ize Gen bilindiği üzere bundan birkaç yıl önce Şahan Gökbakar'ın kardeşi Togan çekmişti filmi fena değil desem de filmi izlerken acaip uykum geldi efektler senaryo falan
çok fena değildi ama daha iyi olabilirdi zaten korku filmlerini izlemeyi sevmem zira korku filmi yapmaya çalışıyorlar ama genel de başarısız oluyor,izlemediyseniz hala hiç boşuna 1,5 saatinizi harcamayın gereksiz bir film.

24.10.09

Bir fincan kahve içsem kahve falı baktırsam :)


Bir güzel türk kahveleri yapılır,

afiyetle içilir...

Sonra fincanlar kapatılır,

Cedric kızkardeşime fal bakmaya karar verir,

bakar aşk görür,oğlanlar görür

anlatır bir güzel...

Sonra benim zeki kız kardeşim Cedric'e der ki

hadi koş yıka fincanı fal çabuk çıksın...

Peki bizim Cedric ne cevap verir :)

"Banane ya ben yıkayayım da falda ki oğlanlar bana mı çıksın!"

:):)

23.10.09

Bu aralar ben varya...


-Kilo alma nedenimin o aptal antidepresanlar olduğunu farkına vardım.

-İlaçları kullanmayı bıraktım.

-Bugünler de aşırı hassas ve sulugöz oldum,ilaçları bırakmanın sonunçlarından biri işte.

-"Hayatta bir amacın varmış gibi davran" sözünden vazgeçtim gayet amaçsız davranıyorum.

-4 sezon how i met your mother bitti,house var elimde daha 2,5 sezon neyse ki onları izleyerek oyalanmaya devam ederim bir süre daha.

-Geçen haftadan beri arkadaşlarımla buluşmadım hiç,odamdan bile çıkasım gelmiyor...

-Eskiden o kadar yoğunken sürekli kitap okuyan ben artık hiç okumuyorum.

-Günde ortalama 7 sigara içiyorum,çünkü annem 3 günde 1 paket sigara alıyor bana.

-İnanır mısınız cüzdanımda 1 tl bile yok,bildiğiniz fakirim.

-İşsizlikten çok alışveriş yapamamak koyuyor bana...

-Kasım 1 den itibaren,düzenli olarak kpss çalışmaya karar verdim.

-Kontörümde sıfıra vurdu aylar sonra ilk kez,mesaj hakkım da yok,cep telefonundan iletişimim kesildi,neyse ki hala arayan arkadaşlarım var sağolsunlar.

-Ve son olarak eskiden post girince bloggerlar yorum yapardı,artık yorum falan yok nedense
kendi kendime yazıyor gibi hissediyorum...

-Saygılar...

12.10.09

söz1,dönmek2,mim3

sevgili cansudere mimlemişti beni taa geçen hafta ama ben sorunlu insan ancak şimdi yazabildim...


1-En sevdiğiniz 3 çiçek ismi???

Papatya,mor menekşe,zakkum

2-Gerçekleşmesini istediğiniz 3 hayaliniz??
-Atanmak
-Bir evim olması
-Mini cooper

3-En sevdiğiniz ve en sevmediğiniz 3 huyunuz??
En sevmediğim 3 huyum;
-elimde para tutmayı hiç beceremem
-ayarlarım bozuk ya da ayarsızım da diyebiliriz
-bazen saçma sapan inat yapmam


En sevdiğim 3 huyum;
-gülmeyi ve güldürmeyi sevmem
-büyüklerime saygılı küçüklerime sevgili olmam,yanlış anlaşılmasın tabii sevgi göstermek anlamında yoksa kendimden küçüklerle sevgili falan olduğumdan değil...

4-Gıcık olduğunuz 3 hareket;

-sokakta yere tüküren,burnunu karıştıran,bide bi yerlerini kaşıyanlar!
-söz verilen birşeyin yapılmaması
-aradığım ya da mesaj attığım kişilerin geri dönmemesi

5-Bu benim bu güne kadar olan en kara günümdü,dünya başıma yıkıldı ve bir daha ayağa kalkamam diye düşündügünüz olay??
-okulun uzadığını duyduğum gün sinir krizi geçirmiştim ama öyle böyle değil,dünyam başıma yıkıldı ve hala o yıkıkların arasında olduğumu söyleyebilirim...


eveett ben soruları cevapladım ve bu mimi
cesetizleri
bidost
veee
karakutu
ma pas olarak atıyorum şut çekip gol atmaları dileğiyle
sevgiler...

yazmazlarsa küserim hepsine haberleri olsun!

11.10.09

karar verirsek olur bence



Karar almak ya da almamak,mesele bu değil efendim,
mesele aldınığınız kararları uygulayabilmek tabii karar alırken de dikkat edilmesi gereken hususlar var,bunlar neler mi?

Biliyorum biliyorum çok merak ediyorsunuz işte sırf bu yüzden paylaşıyorum efendim...

1.bir karar alıp almayacağınıza karar verin evet evet mühim olan bu.ne demiş yazar
"en kötüsü kararsızlıktır." bu yüzden efendim kararsızlıktan uzak duruyoruz ilk olarak karar vermeye karar veriyoruz.

2.kararınızı ya da kararlarınızı vermeden önce kendinizi bi gözden geçirin,kendinizi gözden geçirin derken kalkıp boy aynasına bakmayın sakın!
düşünün bakalım siz kimsiniz,huyunuz suyunuz nedir,
neleri yapabilir neleri yapamazsınız,iradeniz ne kadar güçlüdür,kendinize hakim olmayı ne kadar süre başarabilirsiniz.bunlar hepsi çok önemli şeyler yani...

3.kendimizi gözden geçirdik şimdi napıcaz peki,ilk önce hayatımızda neler var neler yok onların kafamızda bi listesini çıkarıyoruz(evet evet hep birlikte:),
sonra neler düzgün neler de arıza var,onların da bi listesini çıkarıyoruz,
liste dediysem alışveriş listesi gibi değil tabii yazmasanızda olur ama yazmak her zaman daha etkilidir
.şimdii hayatımızda neler var neler yok neler arızalı neler düzgün bunları keşfettik
vee böylece bi sonraki aşamaya geçebiliriz.

4.Şimdi ilk olarak karar vermeye karar verdik,sonra kendimizi inceledik(boy aynasında değil),
hayatımızda düzgün giden ve gitmeyen şeyleri gözden geçirip arızalı olanları keşfettikk vee
dördüncü aşama da napıyoruz arızalara yoğunlaşıyoruz,arızaları belirlediğimize göre artık ne yapabiliriz,arızaları düzeltmek için birtakım araç gereçler bulabiliriz şaka şaka ama keşke öyle olsaydı ne kolay olurdu hayatımızdaki arızalı şeyleri servise falan gönderseydik ya da tornavidayla sıkıp yerleştirseydik yerine güzelce vidaları hoş olurdu ama maalesef sevgili dostlar olmuyor öyle bu yüzden iş başa düşüyor,biraz uğraşırsak yaparız bence evet evet bunu yapabiliriz hakikaten bak başta kendime olmak üzere hepimize güveniyorum ben :)
Şimdii hayatımızdaki arızaları düzeltmek için karar verdik mi?
Bence verdik bu durumda bir sonraki aşamaya geçebiliriz.ben geçiyorum sizi de beklerim iki satır aşağıda zaten yorulmazsınız:)

5.Buraya kadar herşeyi sırasıyla yaptıysanız arkadaşlar işin kolay ve orta dereceli kısmını atlattınız demektir vee bu da demek oluyor artık zor kısıma hazırız-evet bende hazırım-
Bu aşama da arızaları düzeltmek için birtakım kararlar alıyoruz artık yani asıl aşama bu 5.aşama oluyor(5 benim uğurlu sayımdır da ),şimdi hangi arızayı nasıl düzelteceğimizi belirlediğimize göre
bunu düzeltme dönemin de kararlılık göstermemiz gerekiyor,ay efendim bana zor geldi,yok yahu ben uğraşamam yapamam edemem gibi sözcük öbeklerini lugatımızdan geçici bir süre için siliyoruz,karar vermeyi başardığımıza göre bence devam edebiliriz evet evet bunu yapabiliriz,
gayet ciddiyim öyle böyle değil hatta gülse birsel misali bir ciddiyet de değil bu...
Madem karar verdik hayatımızın arızalı olmasını istemiyoruz o zaman bi zahmet kararlı davranıp düzeltmek lazım...Kendimize inanıyoruz,vee sonra tabii ki başarıyoruz...

Böylece arızasız mükemmele yakın daha hururlu daha sakin bir hayat bizi bekliyor...
Hepimize kolay gelsin...
Bir karar verin ve uygulamaya başlayın,gerisi nasıl olsa gelir...

ps.fotoğraftaki ayakkabılar çok hoşuma gitti de postla ilgisi yok biliyorum :)

10.10.09

O.K.B.

Bende okb var,aslında eskiden yoktu annemle yaşamaya başladıktan sonra ortaya çıktı bu,
hatta annem yüzünden oldu diyebilirim....


Benim annem bir başak burcu ama öyle böyle değil tipik bir başak burcu,
Temiz,titiz,ayrıntılara takılan,ince düşünen,birşey olduğu zaman bunu kafasına takan ki bunlar genelde aslında önemli olmayan ama anneme göre önemli olan şeylerdir...

Neyse ki bana bulaşan hastalık sadece temizlik ve titizlik,birde tabii simetri problemimiz var...

Bende ilk görülen semptom simetri hastalığı oldu ve bunu ben farkında bile değildim eskiden
yani şöyle ki eşyaların,nesnelerin ve bilimum şeylerin simetrik olarak dizilmesi ya da görülmesi benim için dünyanın en doğal şeyiydi nefes almak gibi,su içmek gibi...
Bunu bana ilk fark ettiren bi ağbim oldu,iş yerindeydim ve masasını düzeltiyordum oturduğum yerden-hayır bana ne oluyorsa- sonra yok ya falan dedim öyle can sıkıntısından yapıyorum diye ama öyle değilmiş,biraz dikkat edince bunun bende gerçekten var olduğunu farkına vardım.

Burda küçük bir itiraf yapmam gerekecek eskiden yoktu ben de bu son 5 yıldır falan var...
18 yaşıma kadar hatta 19u da kapsar gayet normal bir insan ve normal bir öğrenciydim,
bazen dağınık bazen toplarsın falan öyle bir insan evladıydım,gerçi eskiden de en basiti tüm askıları aynı yöne koyardım ama işte bana hastalık gibi gelmiyordu o....

Neyse lafı uzatmayayım,bu simetri manyaklığı gün geçtikçe devam ediyor ama en kötüsü şu ki
annemle bulaşık yıkayamıyorum...Evet o lanet olası bulaşıkları bile yıkamadan önce ve yıkadıktan sonra gayet simetrik diziyorum,neden diye sormasın kimse bana ben hastayım.
böhüüü

Gece yatmadan önce ve sabah kalkar kalkmaz odamı topluyorum zavallı kardeşim Cedric her dağıttığında bir sürü azar yiyor ama ben de dağınık olunca dayanamıyorum...

Neyse işte ben böyle bir insan haline geldim,simetrinin yanında bir de temizlik problemi ortaya çıktı tabii bunun sebebi ise tamamen annemdir,yanlış anlaşılmasın önceden de pis biri değildim ama böyle temizlik manyağı da değildim en azından,sonra annemlerin yanına geri döndüğüm de
acı gerçekle tanıştım annem her gün temizlik yapıyormuş tabii ben yaklaşık 8 yıl evden ayrı yaşadığım için bunu unutmuşum,şöyle başladı herşey ben sabah kalkıyorum annem o cırtlak sesiyle ciyak ciyak bağırıyo çabuk odanı süpür,sil,tozları al,dolapları sil,camı bilmem naap falan filan gibi devam eden çığlık niteliğinde sözcük dizimleri...Mesela ben dışarı çıkacak oluyorum geç kalkmışım falan annem bir gestapo gibi kapıma dikiliyo ve o odanı süpürmeden dışarı falan çıkamazsın diyor...Oyy oyy ne günlerdi be blog!

Öyle böyle derken ben simetri olayımız yetmezmiş gibi,temizliğe de alıştım,şimdi odayı 2 gün süpürmesem sanki her taraf pislik içindeymiş gibi geliyor,mütemadiyen her gün süpürüyorum,yerleri siliyorum,toz konusuna girmek istemem...


Ve en kötüsü blog annemden daha beter oldum...
Eskiden annem beni eksik bulur uyarırdı şimdi ise utanmasam annemin yaptığı işi beğenmeyeceğim...