24.11.09

beyhude geçen bir gün...

Eveett beyhude geçen bir öğretmenler günü daha...

Ben atanamadım,histerik polyanna atanamadı,selin atanamadı,karakutu,maçakızı,cesetizleri,fatma,gül,mehmet,çiler,gülçin,
erhan,deniz,duygu,ersan,aşkın,zafer,özgür,ismail,serda,ömer....

Daha birçok isim sıralayabilirim burda,
öğretmen olmasına rağmen bu günü kutlayamayan öğretmenler...

24 kasım bu yıl da bizim için hayatımızda beyhude geçen atananlar için özel bir gün.

Biz kendimizden mi utanmalıyız öğretmenlik diplomalarımızla evde otururken,
yoksa diplomamızla yetinmeyip önümüze kpss koyan devlet mi utanmalı
bizi evde oturmaya mecbur bıraktığı için...

19.11.09

Ben,Cedric,Pala İskender Aga




-Birkaç gündür blog yazasım yoktu neden bilmiyorum desem inanan olur belki ama
böyle bütün ama bütün sorunlarımı düşünesim geldi,düşündüm sonra üzüldüm yanında ağladım,
uykularım kaçtı,başım ağırdı,isyan ettim isyan ederken dua ettim,belki şanstı belki dualarım kabul oldu ama tesadüflere inanmam pek bu yüzden dualarımın kabul olduğunu düşünmek istiyorum ya da isyanımın gerekli mercilere uğraştığını,problemlerimden benim için en büyük olanının küçük bir kısmı bir anda çözülüverdi...Hem de ben tam ağlarken,annemin telefonu çalmaya annem yoktu ben açtım konuştum ve öylece o günlük çözülüverdi işte...
O an bir huzur geldi oturdu kalbime,tabii büyük problemin büyük kısmı hala olduğu yerinde sabit ama bir şekilde onlar içinde bir çözüm bulabileceğime inanıyorum.
Evet evet hala içimde inanan,umut eden küçük bir kızcağız var...

-Gelişim psikolojisini bitirdiğimden beri kpss kitaplarımın kapağını dahi görmedim,
ama neden diye sorun bana benim şeker(!) kardeşim Cedric hastalandı ateşi çıktı falan birkaç gün evde hasta yattı gerçi salgın var burda kanımca zira cedriclerin sınıfta 12 kişi yok bir haftadır
ama neyse ki domuz gribi değiller korktum vallahi hastaneye de bi gittik acile bütün görevlilerde maske var aman dedim hemen koştum aldım bizde maskelendik :D hehehhe

-Cedricin dediğine göre maske takmak moda haline gelmiş,benim de çantamdalar malum bugün diyor hadi abla bak insanlar takmış sen de tak seversin modaya uymayı.
Hadi leeennnn dedim :p

-Bide bide Cedric bana dedi kii abla sen yine sarışın ol sarı saç sana çok yakışıyordu...
hmm dedim bakalım kışı geçirelim de duruma bakarız.Ben emin değilim gerçi malum insanlar bi hoş ne renk boyasan yakışmış diyorlar,ben şahsen beğenmediğim saç rengine beğendim demem
genel olarak yani yüzde doksan diyelim,şimdi misal çalıştığım okulun müdürü saçını bok rengine boyasa ve bok gibi olsa diyemem yani bok gibi olmuş diye.Bir cümlede 3 kez bok dediğim için de kusura bakmayın daha iyi bir örnek gelmedi aklıma :)

-Ya şimdi ben bir kitap okuyorum İskender Pala'nın kitabı Babilde ölüm İstanbulda Aşk,
eminim duymuşsunuzdur hatta okumuş bile olabilirsiniz kitabı,oldukça güzel bir kitap anlatımı da güzel ama anacım kitap beni içine alamadıı dışında kaldım çemberin zaar haftalardır elimde ve kitap bir türlü bitemedi gitti,hayır beni tanıyanlar bilir en kötü ihtimalle bir hafta içinde başladığım kitabı bitiririm ben,hoş arada başka kitaplar da okudum ama bu kitap artık bitsin diyorum,edebi değeri yüksek konusu güzel ama dili akıcı değil işte beğendim ama ağırdan beğendim,saçma bi deyim oldu,üff cümle kuramayacağım şimdi...

Neyse ben yine de elinize geçerse okuyun diyorum bu kitabı,en azından boş vakitlerinizde :D
Ağır ağır okuyun ya da bana uymayın alın bitirin bi çırpıda ben utanayım kendimden...

15.11.09

dün,bugün,yarın...



Bir kitabın

sayfalarını rastgele açıp okur gibi

yaşıyorum hayatı

bu günlerde...




fotoğraf

13.11.09

ahh...








İçine aşk katıp kurduğum cümlelerimi

ahh...

Kimseler duymasın...

12.11.09

bir fotoğraf,bir isim...

1993 sonbaharı,
26 eylül güzel bir pazar günü,
hava güneşli biraz da sıkıntılı,
Dedem balık mevsiminde havanın güzel olduğu her pazar günü olduğu gibi
arkadaşlarıyla balığa gitmişti sabah erken saatte,
sonra akşam üstü oldu,
aynı sokakta oturduğumuz anneannemin evine gittim,
bakalım dedem hangi balıkları tutmuştu,
en çok aynalı sazanı severdim tuttuğu balıkların içinde,
alır incelerdim dedee hani bunun aynası nerde diye,
9 yaşıma yeni girmiştim o zamanlar...

Akşamüstüydü anneannem evin önünde oturmuş dedemin gelmesini bekliyordu,
ben de yanına oturdum birlikte bekledik,
sonra akşam ezanı okudu,
anneannem hadi eve git dedi ben eve geldim,
anneannem de eve girdi namaz kılayım diyerek...

Eve geldim akşam yemeğini hazırladı annem,
yememiştik henüz kapı çaldı anneannem geldi,
babamı çağırdı baban rahatsızlanmış hadi hastaneye gidiyoruz dedi,
Babam ve anneannem hastaneye gittiler,annem de gitmek istedi
fakat anneannem gelme iyiymiş dedi...

Aradan bir saat falan geçti annemi arayıp dedemin öldüğünü söylediler annem inanmadı,
sonra dayım aradı telefonda konuştular annem düşüp bayıldı telefon elinden düştü,
9 yaşındaydım ve ne yapacağımı bilmiyordum,
bir önceki gün sapasağlam olan dedem nasıl ölebilirdi ki ?
Neydi bu ölüm,nasıl gelmişti evimize...

Annem kendine geldi sonra,ağladı,bağırdı,çığlık attı,hıçkıra hıçkıra ağladı hep...

Sabah sapasağlam balık tutmaya giden dedem evine dönememişti...

Sonra öğrendik neler olduğunu,
İyi değilim demiş ve bir hap içmiş,
sonra ceketini çıkarmış uzanmış...
Orda öylece tek başına yatmış...

Taa ki eve dönüş saati gelince kuzeni aramaya gidince bulmuş öyle yatarken,
o zaman daha ölmemiş...
Hemen şehre dolu yola çıkmışlar hastaneye getirmek için,
fakat yolda hayatını kaybetmiş...

Kuzeni gelip anneannemin kapısını çaldığında,
Abimi kaybettik demiş anneanneme,
Anneannemin aklına ölmüş olabileceği gelmemiş tabii
nasıl kaybettiniz iyice arasaydınız oralarda bir yerdedir demiş...
Sonra öğrenmiş acı gerçeği...
Ve annemin ne kadar çok üzüleceğini bildiğinden almamış hastaneye...

16 yıl oldu dedem öleli,
2 torunu daha oldu hiç görmediği,
Cedric defalarca ağladı keşke dedemi tanıyabilseydim hepiniz gördünüz,tanıdınız,
ben sadece fotoğraflardan biliyorum diye...

Dedemin ölümünden 7 yıl sonra doğan kardeşime dedemin adını verdi babam...
Hala keşke diyoruz hep keşke yaşasaydı dedem,
o gün hastaneye getirmelerini isteseydi yaşardı hala belki diyoruz...

Ama gerçek değişmiyor işte,
dedem artık sadece fotoğraflarda evlerimizin baş köşesinde...

11.11.09

biri bana oyuncak bebek hediye etsin


-Kuzenimin bi arkadaşı var ben çocukken ona hayrandım böyle acaip karizmatik ve yakışıklı bir adam kendisi,gerçi artık biraz yaşlandı ama yine de karizmatik ve yakışıklı :)
Neyse ondan neden bahsettiğime gelince...

Bundan 2 gün önce geçen hafta boyunca içtiğim zayıflama çaylarından dolayı artık eskisi gibi kocaman olmayan göbeğime güvenerek daracık bir gömlek giydim salına salına dolaşıyorum
sokaklarda falan o arada kuzenim ve arkadaşı olan yakışıklı abi ile karşılaştım adamın ilk tepkisi kıızzz sen ne kadar çok kilo almışsın ne o göbek öyle hiç yakışıyor mu!

-Böhüüüü dedim kendi kendime
Allaamm nedir benim çektiğim bu eziyet insanlardan anlamıyorum,tamam bir zamanlar oldukça zayıf incecik bir kızcağız idim ama artık değilim hayır bide öyle bi muamele ediyorlar ki sanki obez oldum aq hay altı üstü 36 beden oldum yani kim ne sanki bu ne be yeter ulaaannnnnnnnn isyanım var!

Neyse en iyisi zayıflama çaylarını içmeye devam etmek zaar bir haftada göbek baya bi gitti
şöyle bikaç kilo versem yetecek zaten...

* * * * *
* *
Sabahtan beri ara ara başım dönüp duruyor sanırım yine tansiyonum düştü peynir falan yedim düzeldi biraz şimdi de canım nescafe ve sigara istiyor ama tırstığımdan içemiyorum... Birde benim bi kuzenim var temmuzda mezun oldu pazarlama bölümünden malum kriz var hala iş bulamadı yiyo beni ya yiyo yani,sürekli sıkılıyorum depresyondayım modunda üfff tamam ben de sıkılıyorum depresyondayım ama o kadar da dile getirmiyorum yani gerçi onun burda pek arkadaşı da yok benim malum sevenlerim sayanlarım mevcut :-)

Ama yine de naber canım dediğimde her seferinde sıkılıyorum diye cevap almak sinir bozuyo aaaaaa ben ondan 4 yaş büyüğüm derdim başımı geçmiş saf saf kpss yle falan uğraşıyorum bak param yok kondisyon bisikleti bile alamıyorum kendime :)

**Ya bide koşu bandı fiyatlarına baktım mübarekler çok pahalı ona o kadar para vereceğime gider var olan tüm yağlarımı aldırırım daha iyi be.


**atv de Unutulmaz diye bir dizi var reklamlarını görüp duruyorum ve diziden nefret ediyorum bildiğin yahu.Bu kadar saçma salak bir dizi olamaz hemen kaldırsınlar yayından çok gereksiz.


**Show Tv de Bu Kalp Seni Unutur mu diye bir dizi var 4 bölümdür oynuyor ve bir nevi Hatırla Sevgili'nin devamı niteliğinde,böyle dizileri seviyorum ama tek acı çekenler,işkence görenler,ölenler sadece solcular mıydı?Sadece google da yaptığım küçük araştırmalar sonucu
idam edilenler ve işkenceden ölenler arasında hem sağcılar hem solcular olduğunu bulmam zor olmadı.

**Yine show tv de Melekler Korusun diye bir dizimiz var geçen yıl başladığında çok severek izliyordum ama içim baydı artık iyice saçmalamaya başladılar sürekli bi olaylar böyle falan filan
artık izlemiyorum.

**Yaprak Dökümündeki bütün yapraklar dökülsün ağacıda kökünden kessinler istiyorum.

**Aşkı Memnu da Bihter'le Behlul ün ilişkisi ortaya çıksın ve diziye accık renk gelsin istiyorum.Gerçi reklamda gördüm Beşir kameraya falan çekiyo kendini ama nedense bana daha Adnancığım öğrenemeyecek gibi geliyor.


**Odamdaki tv de cnbc-e ve e2 çekmiyor nedense bide ntv falan oysa ben cnbc-e de çıkan filmleri izlemeyi seviyorum...

**Ben hastayken annem nedense daha bi sinirli oluyo ve benim bünyem hiç kaldıramıyor. Kanımca ev işlerini sürekli ben yapıyorum hatun alıştı ben malak gibi yatınca zor geliyo olabilir ama bu haldeyken asabi bi anne de ağır gelmiyo değil ne yalan söyleyeyim.Zaten sabah başım dönüp yataktan kalkamazken beni bırakıp gitti,3saat yattım dönen başımla :(

**Birde benim google analytics ayarlarım bozulmuştu düzelttim onu sanırım artık herkes reader dan okuyor ben dahil...
Hoşçakalın esen kalın.

8.11.09

Ankara gezisi ve kısa notlar

-Gece 12 de yola çıktık ben yol boyunca molalar hariç uyudum :)
Biraz bacaklarım tutuldu bunun haricinde uykusuzluk sorunu çekmedim.
Gerçi sağ çaprazımda oturup aptal aptal konuşan bi kız vardı dövecektim az kalsın
o kadar gerizekalıydı yani.
"puşi takana peşmerge denir" gibi bi cümle kurdu siz düşünün gerisini...
O kadar da cahil evladım...

-Sabah 10 a geliyordu Anıtkabir'e gittik.
Malum ilk kez gidiyorum ve Anıtkabir'e bayıldım,
hele sabah 10 da çelenk bırakan bir grup vardı saygı duruşu başladı orda olan herkes
olduğu yerde saygı duruşuna geçti,4 yaşındaki küçücük çocuklar dahil,
gerçekten Atama bir kez daha hayran kaldım.

-Anıtkabir'in altında bulunan müzeyi gezdik,Atatürk çok zevkli bir adammış vesselam bunu da bir kez daha anladım,o gün giydiği kıyafetleri bugün bile giyse ikon olurdu kesinlikle!

-Daha sonra Atatürk'ün orman çiftliğinde bulunan evine gittik,3 katlı çok aşırı büyük olmayan bir ev,sadece bir odada koltuk takımı vardı,diğer odalarda hep sedirler vardı,mutfağı da pek küçücüktü.Oldukça şirin bir evdi ama sevdim ben.

-Ondan sonra TBMM ye gittik meclisin içini de gördük dünya gözüyle :D
Hatta çıkarken bize bir belge verdiler ziyaretimiz anısına,çoğu kişi biliyordur muhtemelen ama meclisin içi ile ilgili küçük notlar yazmak istiyorum ben.

*Atatürk'ün hiç resmi yok mecliste bunun sebebi de Atamın kendi isteği imiş meclis halkın olduğundan ve vekillerin kararlarını verirken etkilenmemeleri içinmiş.

*16 tane dev avize var bunlar da 16 tane büyük Türk Devletlerini simgeliyormuş.

*Halkın oturumları izlemesi için bir bölüm var lakin ilk önce yazılı izin almak gerekiyormuş.

-Bütün bakanlıklar TBMM yakınında lakin ben Milli Eğitim Bakanlığını göremedim,görsem hemen inip orda eylem yapacaktım :)

-Hava Kuvvetleri ve Kara Kuvvetlerinin giriş kapıları binaları falan oldukça ihtişamlıydı ama en güzeli Deniz Kuvvetleri Komutanlığıydı ben Kara Kuvvetlerinin binasının daha ve giriş kapısının daha ihtişamlı olacağını sanırdım.

-2.TBMM ye gittik gördük orda yapılan devrimlerle ilgili yazılar vardı,hepsinin fotoğraflarını çektik :D malum kpss de soru çıkıyor hepsinden :)

-Bol bol fotoğraf çektik ve çekildik ama şu anda fotoğrafları yükleyemeyeceğim çünkü henüz bilgisayara atmadık birkaç gün içinde beğendiklerimi mutlaka paylaşacağım.

-Otobüstekiler beni liseli sandı :D İngilizce Öğretmeniyim dediğim zaman çok şaşırdılar çok küçük gösteriyormuşum :)

-Evet evet aldığım kilolara rağmen hala çıtırım :P

Aslında daha bir kaç olay oldu ama şimdi onları yazmıyorum :)
ADD gezisi idi bu malum bir genç ve bir yaşlı ADD li tarafından gerçekleşen bir tartışma oldu ona dair yazmak istiyorum ama şimdi değil daha sonra tek söyleyebileceğim 80 döneminden kalanlar hala o dönemde imiş gibi davranıyorlar ve gençleri anlamak istemiyorlar...

6.11.09

Bekle bizi Atam...

Ankara'ya gidiyorum Anıtkabir'i bide bikaç yeri daha ziyaret edip yarın gece geri döneceğim :-)

Özletmem kendimi zaar merak etmeyin.

Yıllarca Eskişehir'de yaşamama rağmen kısmet olup hiç Ankara'ya gidememiştim,
gerçi bir kez çok yaklaşmıştım gitmeye maça kızı ile birlikte gidecektik tren biletlerimizi bile almıştık lakin sabahın köründe uyanmayı başarmamıza rağmen o zamanlar küçücük olan totolarımızı kaldırıp gidemedik,biletlerde yanmıştı bak.peh.

Neyse aslında ben böyle bir yere ilk kez gideceğim zaman çok heyecanlanırım falan
ama pazartesiden beri içtiğim o zayıflama çayları midemi mahvetti :(
Acaip karnım ağırıyor şu anda hap falan içtim inşallah diner ağrı yoksa yollarda mahvolabilirim
ayy bide inşallah zırt pırt wc ye gitmek zorunda kalmam hoş kalsam da otobüs her benzinlikte benim için durmaz hem rezil olamam bütün otobüse .oklu .ötlü diye...

Neyse efendim güzel bir gezi olması dileğiyle :)

Esen kalın,yokluğumda buralarda sahip çıkın.

Öpüldünüz!

5.11.09

makyaj için malzemeler


Ben geçen sene yani ortalama 1,5 sene önce cici annemin zorlamalarıyla oriflame satmaya başladım toplam 4 ay sipariş verdim sonra iflas ettim veremedim tabii...

Velhasıl kelam 1,5 yıldır kendime hala yeni makyaj malzemesi
almaya gerek duymadım hatta hala bir parfüm var kullanmadığım çünkü kokusunu beğenmiyorum.


Galiba hepsini kendime satmışım yahu :D


not:fotoğraf bana ait değil google dan buldum ama o pembe parfüm çok hoşuma gidiyor
almıştım kullanmaya kıyamadım sonra çantamın içine dökülmüştü gene kullanamadım:D

4.11.09

aşkın ömrü 3 hafta olabilir mi ?


24 yaşındayım ve gerçekten ilişkilerde çok başarısızım.
En uzun ilişkim 7 ay sürdü o da sürdüğünden değil de işte devam etmesi gerekiyordu...

7 ay çok bir zaman sayılmaz biliyorum ama ondan sonra ki rekorum 3 aydır bununda işte 2 ay ı resmi bir ilişkiydi ilk 1 ayı flört dönemi falan olur ya bilirsiniz.

Hep ben mi suçluydum bitmesinde diye düşünüyorum bazen belki de öyledir,
farkında değilim...

Hep bir yerde bir yanlış vardı ve bitti...

Bazen kendimi suçladım üzüldüm,ağladım...
Bazen küfür ettim s.ttir git hayatımdan dedim(bunun da arkasından oturup ağlamış olabilirim)
Bazen hiç üzülmedim olması gereken oldu dedim,bitmesi gerekiyormuş...

Öyle büyük aşklar yaşamadım,entrikalı ilişkilerim pek olmadı olduysa da hatırlamıyorum
arkadaşlara sormak lazım...

Sadece bir kişinin ardından çok ama çok üzüldüm,o da bunu biliyordu ama
sevmeyince sevmiyor gönül neylesin...Artık onu bile suçlamaktan vazgeçtim
her ne kadar onu gördüğümde sımsıkı sarılmaktan kendimi alamasam da...
Neyse ki uzak şehirlerdeyiz ve hemen hemen hiç görmüyorum bazı istina tesadüfler haricinde...

Gelelim sadede benim ilişkilerim neden hiç doğru düzgün olmuyor yaşanamıyor bitiyor.
Sanırım karşıma hep yanlış insanlar çıkıyor ya da ben yanlış insanları ve yanlış insanlar beni buluyorlar ve seçiyoruz seçiliyoruz öylece...

Birde ben en başta mantıklı karar veremiyorum nedense tabiri caizse biraz şıpsevdilik ve maceraya atılma dürtüsü var içimde hep denemekten ne olacak diyorum,sonra deniyorum ve aradan ortalama 3 hafta geçince mantıklı düşünmeye başlıyorum ve yok ya benim istediğim bu değil diyorum sonra ya ben artık bitsin diyorum ya da karşımdaki insanı çileden çıkarıyorum ve dayanamıyor o artık bitsin diyor.

Sonuç aynı : başlamaya çalışırken biten bir ilişki...

Ben buyum diyorum her seferinde ve beni böyle biri seven biri olacak eninde sonunda
fakat 24 yaşındayım ve ne hikmetse beni böyle sevenleri ben sevemedim hiç
ve sevdiklerim hep değişmemi istedi,ben hiç değişemedim...

Bazen değişmeyi bile denedim ama değişince ben ben olmaktan çıkıyorum
ve
ben kendimi böyle seviyorum.
Deli dolu,bazen pervasızca küfür eden,sürekli spor kıyafetler giyip altına converse giyen,
hatta en şık en kokoş giyindiği zamanlarda bile converse giyen,
fön çektirmekten ve özel günler haricinde topuklu ayakkabı ve o cici kız eteklerini giymekten nefret eden,hesap vermeyi ve aşırı kıskançlığı sevmeyen
öyle bi kızcağızım ben...

Neyse işte ben buyum ve yalnızım...

O doğru adam nerdedir şimdilik bilmiyorum...


ftgrf

3.11.09

where is my sunshine ?

Son 10 dakikadır camdan dışarı bakıyorum.
Gökyüzü bugün yine gri,ağaçlar artık yeşil elbiseler içinde değiller.
Güneş bulutların ardında kalmış bu da benim kendimi iyi hissetmeyeceğim anlamına geliyor
artık bilindiği üzere ben güneş ışığıyla çalışan bir bloggerim.

Birde malum son 4 gündür hastayım yani çok hasta da değilim ama bademciklerim şişmişti onlar indi fakat kendimi hala hiç iyi hissetmiyorum,sanırım günde 10 saat uyumaktan kaynaklanan bir sırt ağrısı söz konusu.

Neşeli olamıyorum işte böyle havalarda elimde değil.
Gerçi hüzünlü de sayılmam ama nasıl desem böyle boşmuş gibi günler,
sanki gün ışığı girmeyince penceremden gerçekten yaşamıyormuşum gibi,
sanki duygularımı ortaya çıkaran güneşmiş gibi,
güneşli olmayan günlerde kendimi garip hissediyorum,sadece garip...

* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * *

Ne yapacağımı bilmez günler yaşıyorum yine,
Resim yapsam diyorum,oturup birşeyler çizmeye üşeniyorum.
Blog haricinde bir deftere yazsam diyorum içimden tüm geçenleri,yazmaya üşeniyorum.
Bir atkı örmeye başlamıştım yarım kaldı bitirmeye üşeniyorum.
Sabahları kalkıp plates yapayım diyorum,yataktan kalkmaya üşeniyorum.
Malum fazla kilolarım var,akşamüstüleri yürüyüşe çıkayım diyorum,giyinip evden çıkıp yürümeye üşeniyorum...
Hatta çoğu zaman blog yazmaya bile üşeniyorum...

Erteliyorum sürekli birşeyleri,yarına bile bırakmıyorum kesin bir tarih vermeden çok ileri bir zamana atıyorum,sonra o zaman hiç gelmiyor...

Bu duraklama döneminden çıkıp hayata geri dönmeliyim diyorum,yapamıyorum.

Sonra kendi kendime sızlanıp duruyorum...

Gerçekten iyi değilim...

1.11.09

Kutsal gün 1 kasım

Bugün 1 Kasım efendim
çok kutsal bir gün ama tabii sadece benim için.
Özel bir anlamı yok seneye falan kutsal olmayacak bugün
sadece bu yılın 1 kasımı olduğundan ve de ben son birkaç haftadır aldığım kararları
kendime hep bugün uygulamaya başlayacağımı söyleyip durduğumdan
bugün öyle kutsal oldu işte yani oldu bittiye geldi gibi birşey.
Şimdi efendime söyliim nedir bu kararlar
1. en önemli karar alıp eski incecik halime dönmeye karar verdim efendim
fotoğraflara bir baktım ahh bakmaz olaydım incecik fidan gibi bir kızcağızken bir danaya dönüştüm resmen kocaman bir götüm var arkamda beni takip eden vücudumdan bağımsız takılan ve benim deyimimle ben ve göbeğim iki ayrı irade haline gelen iki beden şeysi aman neyse ney işte
kocaman bir göbeğim var özetle artık ve iğrenç ya ben kilo dan nefret ederim ki nasıl bu hale geldim vallahi bilmiyorum bok bilmiyom bal gibi de biliyorum işte.
Hep depresyonlarım yüzünden,bide mal gibi gittim sigarayı bıraktım 4 ay içmedim aynı dönemde salak salak aşk acısı krizlerim tuttu,okul bi yandan kpss öte yandan...
Oyy oyyy ne zor aylardı ey blog...Ve tabii bu dönemde evden çıkmadım sporu bıraktım
spor dediğimde işte yürüyüp koşuyordum falan her gün ortalama 1 saat kadar ama sonra üşengeçlikten onu da bırakınca ne oldu önce toto büyüdü sonra göbek falan bide malum işte heryerim büyüdü o çok sevdiğim daracık gömleklerimden birini giydim perşembe günü ayy sanki düğmeleri patlayacak mübarek ya da ben patlıcam sandım dehşetti ya.
Zaten geçen yıl falan aldığım kot pantolonlarımın hiçbirisi olmuyor yazın yeni birkaç pantolon aldım ve 25 bedenden 26 ya çıkmışım böhüüü kabus gibi.neyse toto fazla büyümedi de ahh o göbek beni kahrediyor blog kahrımdan yiyorum bide mal gibi salak tutsana o gırtlağını bi yeme işte dana gibi yersen dana gibi olman doğal ama nerde...

Neyse sabahtan beri bütün diyet sitelerini gezdim bütün diyetleri okudum falan
Ve ben diyet yapamam yani öyle bi düzen göre diyet yapamam kendi diyetimi kendim yaparım artık spora başlamalıyım yeniden antidepresanları bıraktım artık onlar yüzünden daha da kilo almam en azından.
Dertliyim kederliyim şişko değilim ama fazla kilolara sahibim...
Neyse bu yazı fazla uzadı diğer kararlarımı yarın bildiririm.

Have a nice sunday :)

Resim koymayacağım aslında bir an kendi resimlerimi koysam diye düşündüm ama vazgeçtim hemencik :)