30.12.11

yıl yeniymiş sözüm ona...

Geçen yıl 31 aralık günü sözleşmeli atama sonuçları açıklanmıştı...
Önümdeki on onbeş kişi vardı ve ucundan atanamamıştım...
Ne çok üzülmüştüm... Ağla ağla, depresyona gir...
Sonra ocak ortasında bi arkadaşın doğum gününde epey göbek atmıştık da kendime gelmiştim...
Atama olacak diye haber gelmişti şubat başıydı... Buna rağmen gidip yeni test kitapları alıp, oturup çalışmıştım, bütün konuları bitirmiştim hatta matematikten olayı abartıp 3 kitap falan çözdüm.
Pişman değilim bugün olsa yine oturur çalışırım boşuna olduğunu bile bile...
Nisan ayıydı 30.000 alım olacağını öğrendiğimde hatta babaannemler bizdeydi çok net hatırlıyorum... Ne çok sevinmiştim... Önümde kimse yoktu ve kesin atanacaktım. Nitekim öyle de oldu her ne kadar doğuya gelmesi çok istemesem de yazdığım 4 tane doğu tercihimden ilkine geldim... Evet şimdi 22. tercihimin olduğu şehirdeyim ne kadar ironik aslında 22 plakalı şehirden kalkıp 22.tercihine gelmek... Ve arada 2000 km var...
Alıştım mı buraya? Sanırım hayır... özellikle bünyem hiç alışamadı, sürekli hasta oluyorum ve benim gece yarısı gidip acilde serum yemem benden başka kimsenin umrunda değil... En yasal hakkım olan rapor hakkımı kullanmam bile gözlerine batıyor... Sanırsın ki her hafta rapor alıyorum yatıyorum... Hoş öyle yapsam daha değerli olurdum ama yapamıyo insan işte...
Sesim kısıkken hiç çıkmazken gidip fısıltıyla ders anlatmamdan kime ne ki di mi?
Doktora gitme hakkım yok çünkü benim. Robotum ya ben hastalanma hakkım hiç hiç yok...
Daha geleli buraya kaç ay oldu ki bir anda 2000 metre yüksek bi yere geldim, bunun biyolojiye etkisini bilen yok zira onlar öğretmen değiller onlar buralılar. Bense yabancıyım sadece, nasılsa geri dönecek bi yabancı... O yüzden etsinler edebildikleri kadar laf... Allah büyük... Herkesten çıkar nasılsa, etme bulma dünyası... Müdür yardımcısının 1.5 ay izin alıp hacca gitmesi en doğal bi durumken, öğretmenin 2 gün rapor alması yadırganıyo burda... işte böyle benim memleketim.
işte böyle öğretmen olmak... Bunları yaşayacağım varmış herhalde, çok istedim ya atanmayı herkes gibi... Başa gelen çekiliyor işte... Ne desem boş... Kendimi üzdüğümle kalıyorum hasta olmanın kahrı yetmez gibi annemden uzakta...

12.11.11

Deprem de baya sarsıyormuş hani...

Yazmaya başlamalı yeniden...
Yeniden başlamamalı da şimdi nerdeysem ordan devam etmeli...
Deprem paranoyamızı anlatmalı mesela, nasıl kaderci olduğumu...
İçten içe tırsıp -ölümden değil enkaz altında kalıp acı çekmekten- gayet rahat gibi, genişmiş gibi
nasıl davranılır onu anlatmalı insanlara...
İçime attığım her derdin yüzümde nur topu gibi bi sivilce olarak kendini dışa vurduğunu anlatmalı...
Sevdiğim öğrencilerimi - ki onlar da beni seviyor-
Bir de tabii nefret ettiğim öğrencileri -o okul benim okulum değil onlar benim öğrencilerim olamazzzz kaçasım geliyor ordan- - vee onlar da benden nefret ediyorlar kanımca duygularımız karşılıklı...-
Anlaşamadığım yeni atanan öğretmen öğretmen tipler... - tamam ben de yeni atandım ama... değişikler işte...-
25 yıl sadece trakyalılarla takılıp, birden doğu anadolu da anadolu gerçeğini ülkemin ne kadar çeşitli renkli bir yer olduğunu fark etmemi...
Güzel öğrencilerin olduğunda öğretmenliğin ne kadar güzel olduğunu...
Neresi evim acaba diye düşünmeyi...
Paranın hiç ama hiç huzur getirmediğini...
Aşk diye bir şey varsa eğer binlerce yıl önce de kaldığını ve bi zaman makinesine sahip olamayacağımız gerçeğini, olsaydı da gidip onu bulsaydık günümüze getirseydik...


10.8.11

umut...

"İnsana yapılacak en büyük kötülük, onu bir umudun içine hapsetmektir..."

~Jean François Lyotard~


Söze bak yaw. Çok doğru söylemiş Jean Amca, hakikaten...




3.8.11

i wanna go

bitmek bilmeyen bi 3 ayın son 1 ayı içindeyim...

Bi yanım gitmek istiyor delicesine, sonra bu gece balkonda otururken olduğu gibi evimi, annemi, babamı, kardeşlerimi hatta bu boktan mahalleyi bile ne kadar özleyeceğimi fark ediyorum en olmadık anlarda...

Pazar kahvaltılarımızı özlerim en çok, babamla birlikte kahvaltı yapabildiğimiz yegane gün olan pazarları...

Pazar akşamları maaile anneannemde yemek yemeyi özlerim...
Hatta dışarı çıktığımda annemin arayıp hadi nerde kaldın gel eve demesini de özlerim, annem işte ya... hoş muhtemelen gidince en az 3 kez konuşuruz telefonda ama olsun, uzakta olcam ben...
çoookk uzakta...

Kendi evim olacak, kendi hayatım olacak ama yalnız olcam, annemsiz, kimsesiz gibi...

Yine de gitmek istiyorum işte artık, ne olacaksa olsun, biraz üzüleyim sonra alışayım...

Yeni hayatıma bir şekilde başlayayım artık, sonra tatiller için gün sayanlardan olayım bende tatil bitsin diyenlerden değil...

27.7.11

:/

Nasıl bir kırılganlık bu bilmiyorum...
öyle çabuk canım acıyor ki ben bile anlayamıyorum çoğu zaman...
sonra unuttuğumu sanıyorum,
bir gün birdenbire yine hissediyorum o kırılmayı, o acıyı...

Keşke,
keşke göründüğüm kadar güçlü olabilseydim,
gerçekten ağlamasaydım hiç...
umursamasaydım, boşverseydim...

olmuyor, yapamıyorum,
çoğu zaman çok canım acıyor...

7.7.11

Kadrolu oldum da ne oldu sanki?

Hayatım hiçbi zaman mükemmel olmadı benim ve yine değil...
Bu arada 1 hazirandaki öğretmen atamasında atandım ben Bitlis'e yolcu kalmasın...
Lakin atamayı 1 haziranda yapıp göreve başlamayı 1 eylül yapan ve 3 ay daha sefalet çekmemize sebep olan devletime teşekkürü borç bilirim. Neyse inşallah eylülden sonra en azından maddi açıdan rahatlarım biraz, zira yıllardır doğru düzgün alışveriş yapamıyorum zaruri olmadıkça bi şey aldığım yok, gezmek desen hak getire. Gezmek mi o da ne modundayım?

Şimdi ben atandım çok şükür... Mutlu, huzurlu, sakin olmam lazım di mi?
Amaa nerdeee canım annem kendisini çok severim, saygım da sonsuzdur ama ama niye psikopata bağladı 1 aydır anlamış değilim... Atan git nereye olursa git 26yı da aç git diyen annem gideceğim fikrine henüz alışamadı, önümüzde hala 2 ay var umarım alışır ben gidene kadar ama bana cehennem azabı çektiriyor bildiğiniz...

Kadın bulsa beni sokağa salmayacak bak ciddi söylüyorum, öyle bi moda girdi.
Zaten öyle rahat relax modern bi aile sayılmayız, tamam tutucu çok geleneksel de sayılmazlar ama bu ara beni kadın bunalımlara soktu ya. Her şeye hayır der mi bi insan? Ya dile kolay 26 yaşındayım çeyrek asır yaşamışım bu dünyada ben, 15 yaşında evden çıkıp yatılı okula gitmişim, kaç sene üniversite okumuşum Eskişehir gibi bi yerde. Sonra eve bi dönüyorum sanki hala o 8.sınıfa giden 14 yaşındaki kızım! ve kaç yıldır evdeyim bu durum değişmiyor, ama bende insanım ya bende gencim, bende çıkıp arkadaşlarımla gezmek tozmak istiyorum. Şuraya gidelim bu gece yok siz gidin ben gelemem, h.sonu yakın yazlık bi yere gidelim, yok siz gidin ben gelemem. gündüz vakti bi yerde oturururz telefon çalar anam hemen eve gel, e siz oturun ben gidiyorum şimdi...


Asilikte yaptım ergenler gibi, kavga da ettim, oturdum ağladım da yok valla değişen bir şey yok...
Bi tek anasının babasının kuzusu olan benim sanki... Sıkıldım ya çok sıkıldım bu yaşa gelip böyle yapamazsın edemezsin yapta gör triplerinden öyle bunaldım ki durup durup ağlar hâle geldim...
En rahat en huzurlu geçireceğimi sandığım yaz yine bana zindan oluyor...


15.5.11

eksen kaydı artık mayıs aslında mart!!!

Şu günlerde enteresan bi ruh halindeyim. böyle bi dalgınlık, bi sakarlık falan söz konusu...
Her bişeyi döküyorum, elimden düşürüyorum kırıyorum falan filan. Mallık diz boyu yani.

Şu tercih mevzuu vardı işte canımı sıkan napsam netsem doğu yazsam mı yazmasam mı falan filan.
3 gün boyunca kafayı sıyıracak konuma getirdi beni. pek bi zormuş hakikaten...
Ama sonunda kararımı verdim... Bakalım artık neresi gelecek onu da buradan 1 haziranda açıklarım kısmetse...

Sonracığıma asıl canımı sıkan konu yalnızlık.
Kanımca şu eksen kayması mevsimlerin değişmesi falan gerçek.
Şahsen mart ayının artık mayıs olduğunu düşünüyorum.
Mart kedileri gibi olmamın sebebi bu olsa gerek :p

Yani yalnızlık tabii problemdir insanın hayatında ama böyle havalar güzelleşti,
güneş insanın içini ısıtıyor, gökyüzü mavi ahh bulutlar ne kadar da güzeller, kuşlara bak hele cıvıl cıvıllar maşallah...

Bir de bana bak...
yalnız, bitap, yorgun...

Ama en fenası tüm yakın arkadaşlarımın sevgilisi var :/
Evleniyorlar, nişanlanıyorlar ya da evlenmeyi düşünüyorlar...

Bide annem var tabii işte bi sevgilin yok diye ezmeler, laf sokmalar, kızım yaşın kaç oldu demeler falan-yaşımda 25 yani- hoş annem demese bile sinirim bozulmaya başladı kendi kendime.
la o kadar bet aptal falan mıyım ben yaa....
Vallahi sıkıldım yalnızlıktan :(
Tez zamanda hayırlı bir kısmet inşallah...

12.5.11

kaybedenler kulübü veee yolcudur abbas bağlasan durmaz :)

Hepimiz bu gizli kulübün üyesiyiz aslında, içten içe gizlice...
hep diğer yanda bıraksakta kaybettiklerimizi, unutmaya çalışsakta, bilinçaltımıza bile değil defolup bilinç dışımıza gitsinler diye uğraşsakta, kaybettiklerimiz de kalır işte hep bi parçamız olarak...

Gecenin bu saatinde kendimi yapayalnız hissetmem, aslında dünyadaki en doğal şeylerden biri di mi?

Durup durup gözlerimin dolması, böyle ağlamaklı olmam hatta bazen ağlamam...
İnsani davranışlar bunlar...

Yalnız bir hatun kişiliğin davranışları...

Gecenin bu saatlerinde uyumalı aslında insan, yoksa böyle melankoliğe bağlar işte...
Ahh be kızım ben sana diyorum işte erken yat erken kalk kim kazanmış kötülükten?
Ayy pardon ya iyilik yap iyilik buldu o aman her neyse işte,
zaten karaciğer kendini gece 00.00-3.00 arası yeniliyormuş benim karaciğerde fenalardadır kesin te allaam nasıl bi insan evladıyım ben böyle yahu. yat işte uyu insan gibi ama olmazzz illa gece yarıları geçecek sabahlara kadar lak lak yapcam falan filan feşkan.

bu arada başlığa gelince ben bu gece kaybedenler kulübünü izledim ve genel olarak beğendim,
izlemek isteyenlere duyurulur ailecek falan izlemeyin erotik sahneler var.

Şu "sigaramın dumanı da dumanıııı yoktur aman o yarin imanıııı" cover yapmışlar çok muhteşem olmuş aga dinleyip dinleyip duruyorum. şiddetle tavsiye ediyorum bu öyle bi şey ki tavsiyeme uymayana şiddet uygulayarak falan dinletebilirim. öyle bi şey yani...

bu arada iyi bir haberim var kısmetse inşallah 1 haziranda devletim kadrolu öğretmeni olacağım sonunda... ama bu da ayrı stresli heyecanlı bir süreç bakalım yurdumun neresine çıkacak tayinim :) bizim buralarda kalma ihtimalim çok düşük bari istanbul olsun diye dua ediyorum ama tabii en önemlisi neresi en hayırlı bi yerse orası olur inşallah, kısmet bakalım deyip son noktayı koyuyorum :)

ayyy sahi ben falcıya gittim geçen gün neler dediğini yazacaktım sözde bak hemen özet geçeyim.
- yakınlara atanacaksın ankarayı geçmez dedi.
-eski sevgilinle barışacaksın dedi kahkaha attım gülme çok kesin söylüyorum dedi kıçımla güldüm, zira karşılaşınca yolda selam bile vermiyoruz birbirimize... :D
-iyi niyetlisin, temiz kalplisin falan dedi bilüüz dedim.
-bikaç kötü bişey söyledi onları söylemek istemiyorum burda.

Neyse fala inanmaa falsız da kalma demişler ama daha da fal falan baktırmam ben ya.
öyle işte...

hadi ei sabahlar blogum.

8.5.11

Güçsüzlüğün gücü adına!!! :)

evet evet o güçlü kadın benim işte...
yıkılmadım, ayaktayım, dertlerimle yüzgöz durumdayım.
hatta ve hatta zaman akıp geçiyor ama bana niyeyse çok uzun geliyor, enteresan bi şekilde zaman kavramımı yitirmiş gibiyim. bi cumartesi pazarı var işte ondan emin olabiliyorum. diğer günlerin birbirinden farkı yok pek. kitap okumuyorum. film izlemiyorum. müzik dinlemiyorum. tv dizilerini de izleyemiyorum sıkıldım hepsinden. elin gavuru dizi yapar bölüm geçtikçe heyecanlı olur falan insan merak eder, bizim türkler dizi yapar bölüm geçtikçe bayar ayy bitse de gitse falan der insan yani, öyle değişik bi durum. hayatımda aşk yok, hatta abartmıyorum hoşlantı beğenme falan ona benzer bişey dahi yok. bu da ilginç bir deneyim oluyor benim için. gün geliyor aynaya bakıp ayyy ne betim diyorum, gün geliyor giyinip süsleniyorum vaayyy ne güzelim diyorum falan.
bi ayarsızlık mevcut tabii var yani yok değil...

bilindiği üzere tabii atama bekleyen bir örtmen adayıyım ben kısmetse bu atamada olacak gibi ama şu kontenjanlar açıklansın hele ben diyeceğim size olacak diye inşallaahhhh :)

beklemek zor ama valla ya, sabrediyorum etmiyo değilim ama zor yani...
bide ayakkabı krizlerine girdim içimde sürekli bi ayakkabı alma istemi var ama bak öyle böyle değil bi sürü bi sürü ayakkabı almak istiyorum lakin işsiz bi şahıs olduğumdan ayda bi çift aldırabiliyorum anamgillere. neyse buna da şükür tabii :D

sonracığıma niye yazmıyorum len ben bloguma ayıp ediyorum bak yaa valla billa.
ama hep monoton hep sıradan ya ne yazsam nasıl anlatsam bilemiyorum bak valla ondan yazmıyorum...

gerçi geçen gün domates çorbası yaptım pek güzel oldu bak ellerime sağlık ohhhh
bide harika salatalar yapıyorum ben yahu ben yaptımmıydı salatayı hemencik bitiveriyo :p
işin sırrı nar ekşisinde :p en sevdiğim bişey nar ekşisi özellikle salataya inanılmaz tat veriyor.
ohh ne güzel oldu yedik bitti :D

sonracığıma işte bizim hep gittiğimiz bi park var ondan da sıkıldım gidesim gelmiyor,
periyodik aralıklarla eski sevgilimle aynı yerde karşılaşıyoruz var bişe orda ama neyse bakalım. karşılaşmasak iyi ne bok aramaya geliyosa buraya zırt pırt la burası benim git kendi evinde otur be adam uyuz etme beni. aaaaaaa kızıyorum ama!!!

alışveriş yapmak istiyorum.
dikiş dikmeyi öğrenmek istiyorum azıcık biliyorum aslında kendimi geliştirmek istiyorum.
bikaç şal daha örebilirim, itinayla çeyizlere nişan bohçalarına şal örülür.
sabah erken kalkmak istiyorum ama yapamıyorum bi türlü bak saat gene 3 oldu hoş erken yatsam da erken kalkamıyorum, bünyede bi arıza var...

bunun dışında kırmızılı cephesinde yeni bir şey yok...
dantelde örüyorum sahi arada bu özünde yeni sayılmasa bile sizin için yeni :)
saygılar efendim, iyi pazarlar....

ayy sahi bide sabah oldumuydu yarın olacak ya yarın belkim falcıya gideriz biz :D
ola ki gidersek anlatırım bak neler dediğini, sözüm olsun :)

11.3.11

i hate trying to find a "title"

Mutsuzum.
Oldukça mutsuzum, dostlarımın mutluluğundan mutlu olamayacak kadar.
Aslına bakarsan yakın çevremdeki tek mutsuz insan benim.
Garip bir durum bu...
İnsanlar gelip sana mutlu olduklarından bahsediyorlar, ne kadar güzel demekten başka bir şey diyemiyorsun...
Hatta öyle bir noktaya geliyor ki kendi dertlerini anlatmaya çekiniyorsun...
Adı üstünde hem dimi "dertleşmek", biri mutlu diğeri mutsuz olunca ise "dert yanmak" oluyor bu fiil... Hal böyleyken anlatamıyor insan işte... İçine atıyor... Hem dertlerim değişmiyor ki hiç, bozuk plak gibi her zaman aynı şeyleri anlatmamda saçma olur...
Ama mutsuzum işte, çok mutsuzum...
Alışveriş yapmayı canım istemiyor demiştim ya sebebi evden pek çıkmıyor oluşum...
Evde zaten eşofman modunda takılan türk genciyim ben, yeni cicilere ne ihtiyacım var ki?
Başkası için değil kendi için süslenir der ya insanlar külliyen yalan o işte, kim evin içinde makyajlı dolaşıyor? ya da şık kıyafetler, topuklu ayakkabılar giyiyor?
Hiçkimse.
Dizilerdeki zenginler hariç tabii, onları ayrı tutuyorum.
Her neyse işte mutsuzluğum yüzüme çarpıyor misal allık sürmeden çıkıyorum evden çoğu zaman... Ama şapkamı çıkarmak zorunda olduğum bir yere gideceksem saçlarımı hala düzleştiriyorum. Sahi ben saçımı kestirdim oldukça kısa oldular yani bana göre malum saçlarım nerdeyse belime kadardı şimdi omuzlarıma ancak değiyor. Velhasıl benim saçlar biraz asi olduğuna düzleştirmeyince biri doğuya biri batıya bir diğeri kuzeye yöneldiklerinden, düzleştirmeden evden çıkmak tabii sirke şaklabanlık yapmaya gitmek gibi bir şey.

Bak yine geyiğe vurdum kendimi.
püüü bana. mutsuzsam mutsuzluğumu bilmem lazım blog, bu ne ayarsızlık?
aaaaa!!!

Her neyse nerde kalmıştım, he ben yine kpss çalışıyorum bak...
Evet bu 3.girişim olacak ona da ayrı bi bozuğum.
Gerçi 3.ye girmemin pek bi anlamı yok zira ben geçtiğimiz eylül ayında aldım diplomamı ilk girişimi yok sayabiliriz o sebeple. Hatta sınav iptal olmasaydı ben tercih bile yapamayacaktım muhtemelen. O sebeple tam olarak bi kayıp sayılmaz gibi de hissettim birden.
yine polyanna oldum :D
yazmayı özlemişim sanırım. sanki. yani öyle gibi.
neyse bakalım ben gidip biraz kitap okuyayım. sonra da uyurum.

meraklısına not:
Bu gece Fatih Akın'ın "Soul Kitchen" filmini izledim fena değildi, izlenebilir yani.

10.3.11

BLOGUMA DOKUNAMAZSINIZ Kİ!!!

-Ben aslında alış-veriş yapmayı çok severim. Lakin iş yok, güç yok, sosyal hayat yok denecek kadar az, işte epi topu bi mekan var gittiğimiz o da böyle bi park havasında, çok süslenip püslenmeyi istemiyor canım oraya giderken, e tabii aşk da yok, o yüzden ne varsa idare edesim var hani bişey bakarken bile ayy alsam da nerde giyerim ki hep evdeyim moduna girdim...

-Amaaa annem alalım bari bunu sana dediğinde hayır diyemiyorum :D mamiiii ay lav yuuu

-Aslında bir çok şey yazasım var ama gece yarısından sonra artık.


20.2.11

uyusa da büyüse

Alışveriş yapmayı seviyorum, alışveriş yapmak bana neşe veriyor, beni mutlu ediyor, yüzümü güldürüyor falan.

Kırmızı en sevdiğim renk ama en çok siyah giyerim.

Bazen beni aşırı derecede uyuz etseler bile teyzelerimi seviyorum, kuzenlerimin çoğunu da ama hepsini değil.

Kız kardeşimi özledim...

Çok uzun bir aradan sonra bugün elime ilk defa kpss kitabı almayı başardım hatta soru falan çözdüm matematikten lakin şu "temel kavramlar" konusu ile ciddi sorunlarım var ama matematikçilerden artık bana bi anlatmalarını rica ederim onlar da anlatıversinler canım arkadaşız neticede... Aslında tek bi matematik öğretmeni arkadaşım var hatta o da arkadaşım değil, arkadaşımın arkadaşı ama üfff neyse ya bulurum ben bi yolunu...

Uykumu hala bir düzene sokabilmiş değilim, geceleri uyuyasım gelmiyor teyyy saat 4e kadar falan. kayda değer bir şeyde yaptığım yok öyle nette falan konuştuğum kimseler de yok lakin yatamıyorum bir türlü hoş yatsam bile uyuyamıyorum zaten asıl sinir bozucu olan o.
Mesela geçen gece 2 falandı yattım uyuduğumda saat 3,30 a geliyordu. dön dur deli dana gibi yatakta, çok gıcık çoookkk....

Bu arada içimdeki bunalmalar geçmek bilmiyor...

17.2.11

hop dedik

Hani pazartesi gecesi yazdım ya ben iyiyim falan filan.
Sabah uyandım böyle bi güzel sonra dedim haberlere bakayım nette,
anam bakmaz olaydım.
Sayın Milli Eğitim Bakanımız Nimet Çubukçu açıklama yapmış
alım falan olmayacak öğretmen adaylarını boşuna ümitlendirmeyin demiş.
Tenk yu nimet abla çok tenk yu veri maç hatta o derece yani.
Sonuç itibariyle dün yine kötü bir gün geçirdim, sonra üç beş arkadaşım dışarı çıkmışlar oturmuşlar kapuçino içiyorlarmış amaçsız amaçsız gel hemen dediler bak sipariş veriyoruz yok dedim beni aşar öyle kapuçino falan söyleyin adam gibi bi kahve içelim :D

Bak yine saçmalamaya başladım sanane ama ben ne içmişim işte can sıkıntısı blog böyle bir şey.
Velhasıl kelam günün olayı ben gidince masanın camının ortadan çat diye çatlaması oldu bildiğin tam benim önümden çatladı cam yahu! Nasıl bi negatif enerjiyle doluysam artık camlar bile dayanamıyor bana artık...

Bende dedim ana bana kurşun döktür bişe yap çok fena nazara geldim, lakin o kadar bahtsız bir insanım ki ben onu bile halledemedik bugün artık haftaya bakalım kısmetseydi.
Şimdi birileri diyecek yok ne nazarı yok ne kurşunu falan demesinler annem ben kafaya koydum psikolocik rahatlayacağım işte bunda ne kötülük var :D

Neyse sonra kpss ye bi yerden tekrar başlamak konusunda bi şey yaptım aldım mümün sekman amcamın kitabını okumaya başladım "her şey benimle başlar" sonra benimle biter
ayrıca kefenin cebi yok.

Sonracığıma ben bi araba istiyorum. Rengi kırmızı olsun. Modeli spor olsun. Öyle çok pahalı bişey olması şart değil ama benim olsun. Bide lpg li olsun tabii benzin pek pahalı, arabam olur benzin alamam falan ayıp olur yani.

Sonracığıma, iyiymişim gibi yapmaya devam ediyorum işte.
Başka ne yapabilirim ki yaşamaya devam etmek için...

Bide yok işte. hayatımın tek anlamı yine yeniden kpss çalışmak.
1 net daha fazla olsaydı şimdi atanmıştım
gel de sövme arkadaş ya...

Neyse bakma böyle saydırdğıma sen :D
iyiyim ben iyiyiimmmm


15.2.11

Tükendiği yerde başlar yeni bir hayat elbet kaldığı yerden

Eşref Vakti- Gözlerinin yedi rengi

nolurr tıklayın dinleyin hemencikkk
ben bu şarkıya aşık oldum ya
saatlerdir tekrar tekrar dinliyorum
müziği, sözleri, yorumlanması...
Tek kelimeyle mükemmel :)

Bu arada mevlid kandilimiz mübarek olsun, dualarımızın kabul olması dileğiyle...

Sevgililer gününü de kutlayan kutladı artık beni hiiçç alakadar etmiyor.

Ayrıca nimetçiğimden umudu kestim ben bunun atama yapmaya falan niyeti yok,
otururum paşa paşa kpss çalışırım.

Saygılar efenim.

Yaşama sevincimizin eksilmemesi dileğiyle...

Evet evet kendime döndüm ben :)
Kendimi seviyorum :)

5.2.11

yok yok benden mümin-e sekmanımsı bişey olmaz

pek bi sıkıntı var içimde şu günlerde...
Özel bir nedeni de yok tamamen duygusal :p
Aslında dışarı çıkıyorum falan hatta geçen gün teeyy liseden ve üniden biricik arkadaşım geldi kaldı falan bizde ei oldu ama işte o gitti fena oldum ben :)
Gerçi bu sıkılmak öyle bir sıkılmak da değil nasıl anlatsam bilemedim bak şimdi...
İçim sıkılıyor, düşünmeye korkuyorum çünkü düşündükçe daralıyorum,
ruhum bedenime dar geliyor ve blog kilo almakla çözülmüyor bu sorun,
misal geçen sene ben 8 kilo aldım sonra zor verdim anca 6 ayda verdim işte yazın normaldim neyse ki çok şükür Rabbime.
Kilo konusunda her kadın kadar takıntılıyım ben ya da belki biraz daha fazla :D
Neyse ya nerde kalmıştık, sıkılıyorum ben blog.
Yaş 25 hatta 26 desem yeri var artık ama yok hayır yani benden.
Ne iş var, ne para var, ne aşk var, ne de otomobilim var. Ve en kötüsü otomobilim yook.
Ben otomobil istiyorum blog! Misal dün eve yürümek zorunda kaldım ve şapkamı da evde unutmuşum, 0 derece soğuklukta -bak bile bile sıcaklık demiyorum 0 ulan suyu donduruyo işte- yürüdüm eve kadar veeee nolduuu sinüslerim manyadı te böle kafam kalkmadı ağrıyo hala he diyeceksin ki bu saat olmuş yatsana be insan ama uykum işte mal benim, alıştı şimdi tam 3 oldu muydu geliyo... neyse benim biyolojik saatim garip işte açıklamayacağım şimdi.

Velhasıl kelam sıkıldım. sıkıldım. sıkıldım. sıkıldım. sıkıldım.

Yakın zamanda kişisel gelişim kitapları okumaya başlayabilirim falan sonra adeta bir mümin sekman misali yazılar yazarım burda.

her bi şey-sıkıntı- benimle başlar
her bi şey-sıkıntı- benimle biter
her bi şey-sıkıntı- benim içimde
kişisel ataleti-sıkıntıyı- yenmeli
limit sizsiniz -yani limitsiz sıkıntı sizin-
içinizi ısıtacak-sıkacak- öyküler

falan filan feşkan feşmanca filanca falanca o değil de doğrusu acaba falan mııı yoksa filan mıı
hatta birde felan diyenler var onu garipserim gökhana gökhen ya da ona benzer bişey diyenleri garipsediğim gibi.

Şimdi mesela şu başarı öyküleri falan var ya onları okudukça kendime uyuz oluyorum ben.
La insan bi hırs yapar bişey yapar dimi
amaca bak aq memur olmak. peehhhh
bide zengin koca bulayım bari üstüne derdim lakin kocayı buldum da zenginliği noksan kaldı :p
zaten kafam bi milyon olmuş sıkıntıdan geçmişle kafayı bozmuş durumdayım.
Sorun kimsede değil blog asıl sorunlu olan benim.
Ahanda yazdım buraya işte.
Sorunluyuummm
"sorunluysanız sorun sizsiniz"
ben anca böyle bir kitap yazarım
"öküz çekiyorsanız asıl öküz sizsiniz"
bu da fena gelmiyor kulağa

Sonracığıma "banyodaki çeşmenin şofbeni bozulan evdeki kızın dramı" var bide
ama bunu yazarsam tiki, concon, falan filan derler bana diye korkuyorum lakin söylemeden edemeyeceğim soğuk kış günlerinde sıcak su candır. Bir an önce şofbenimizin servisten gelmesini diliyorum bak tam şu anda yoksa el felci geçirebilirim zira alışmadık elde soğuk su durmazmış.

bunun dışında geçen gece oturdum ayakkabı kutularını eski dergilerden böyle çok mükemmel fotoğraflar olan sayfaları kesip onlarla kapladım çok fenalık oldu acayip güzel bak yarın unutmazsam foto çekip koyayım blogcuğuma ama unutabilirim kuvvetle muhtemel zira yarın için bir çok insan benle görüşmek istedi ama ben ama ben nereye yetişeceğimi şu esnada bilmiyorum. Sabah ola hayrola artık. bakalım nasip kısmet falan işte.

Bide böyle kötü bişeyler oluyor ya da hiçbişey olmuyor ya hani -bakınız şu günlerde ben-
deriz ya nasip, kısmet, hayırlısı.... Ayyyy nefret ediyorum bazen şu 3 kelimeden cidden ya böyle isyan edesim geliyor falan. Zaten ben artık ümidi kestim bu hayatta beni güzel şeylerin falan bulacağını düşünmüyorum... O kadar şanslı bir insanım işte ben...
üffffff ay daraldım bunaldım gene bak yazmam daha da uyku saatim de geldi zaten gidiyorum ben!!!

26.1.11

İşsizseniz oturun tv izleyin! oh yeah baby!!! :)

-Bizim banyoda böyle mini bi şofben vardı ellerimizi yıkarken kullandığımız işte o bozulmuş ya çok koydu valla kış günü o buz gibi suyla haşır neşir olmak unuttuğum bir duyguymuş bir an önce tamir olsa da bitse bu çile...

- Benim üniversiteli bi kız kardeşim var bunlar geldiler bizim burda kısa film çektiler, ama bizimki artizz olmayacakmış, neyse canım sahne arkası da olur yani, gideri var.

-Dün geceden beri kar yağıyor, bunun haricinde ben cumartesiden beri hasta yatıyorum, ama o salgın olan grip değil bana bulaşan ben kendim ettim kendim buldum kendim üşüttüm baya baya kafayı üşüttüm hemde sağdan sağdan böyle değişik oldu. Burnum böyle sağdan sağdan sızlayıp akıyor adeta bozuk musluk gibi, sağ bademciğim şişmiş ve bu sağ kulağıma ağrı yapıyor, sağ gözüm hapşırdıkça yaşarıyor, ağzımı böyle tam ortaya bölmüş gibi düşün sağ taraftaki dişler sızlıyor falan... İlginç yani ne diyeyim, sen sağ ben selamet...

-Şimdi bilindiği üzre ben atanamayanlardan kırmızılı! Lakin nedense ilham gelmiyor hala kpss falan çalışmıyorum, içimde bir umut var birde his var çok yakında bir atama daha olacak ve ben atanacağım, hele bide kadrolu atanırsam on numara olur bak hakikaten zira kpss çalışacak gücüm, kuvvetim, takatim, isteğim, şevkim vb. şeylerim kalmadı benim.

- Bilindiği gibi dizilere sarmış durumdayım hâlâ bilmeyenler varsa da öğrensinler bir zahmet, veee size yorumları yapacağım şimdi vallahi bak reklamlardan sonra falan değil hemen şimdi.

1- Öyle Bir Geçer Zaman ki: Bu diziyi izleme sebebim hemen hemen herkes gibi Küçük Osman hayır Osman zaten 6 yaşında dizide başka Osman yok neden herkes -ben dahil- "küçük" sıfatını kullanıyor anlamasam da çocuk şeker bişey ya ondan başladık izlemeye ama mübarek dizide dram hak getire yani ilk üç beş bölüm ağla ağla 2 saat amaneeyy gözlerim şişiyordu vallahi ama artık alıştım drama hem baktım gördüm saçmalamaya başladılar falan bide tabii benim ufak kardeşim var hani -bak küçük demedim ufak dedim- benle paso dalga geçiyor arkadaşlarıma falan anlatıyor işte ablam hep ağlıyor diziyi izlerken de bilmem ne hahahha modunda bende inat ettim ağlamıyorum... Zaten bu aralar böyle bi garipleşti dizi ya da ben sıkılmaya başladım bilemiyorum işte öyle bir geçsin zaman diye izliyorum çekirdek ve çay eşliğinde.

2-Yahşi Cazibe: Bu diziyi izleme sebebim ufak kardeşimdir ama matrak dizi hani saçmalasa da gülüyoruz biz özellikle ke-mal abi deyişi var orda bi elemanın evet evet güldürüyor, gideri var işte can sıkıntısı falan gidiyor yani arada.

3-Çocuklar Duymasın: Hee siz diyeceksiniz ayy yok artık bu dizide izlenir mi falan ama şu yeni dünürlerin diyaloglarına hastayız ailecek vuvuzela nurten falan hahahah gerçi çarşamba akşamları muhteşem yüzyıl var herkes onu izliyor lakin benim odamdaki tv geceleri show tv göstermiyor niye diye sormayın sakın cidden bilmiyorum ben gündüz ayna gibi fakat gece yok işte yooookkkkkk

Başka da dizi falan izlemiyoruz sanırım diyecekkeennnn annemin son dizisi

4- Adını Feriha Koydum: iyi hal ettin be kadın diyesi geliyor insanın :D neyse üşenmedim baktım feriha ferah demekmiş yani adını ferah da koyabilirmiş birde sevinçli demekmiş hatta sevinç falan da koyabilirmiş ama koymamış o ferihayı tercih etmiş, olmuş hadi olmuş tamam.
Bu güzel kızımız malumunuz bir kapıcı kızı lakin çok fakir bunlar, şimdi aslında genel olarak kapıcılar o kadar fakir değil bi kere adam Etiler gibi lüks bir semtte çalışıyor kirası yok, yakıtı yok, elektriği suyu yok falan, karısı sürekli evlere temizliğe gidiyor nerden baksan günlüğü 150 lira o semtlerde, oğlan çalışıyor falan bi kızceğize şöyle fiyakalı bir cep telefonu alamıyorlar...
cimri bunlar cimri çocuklardan paraları saklıyorlar, kesin bak diyeyim ben size... Kızımız da madem o kadar yüksek puan aldı niye özel üniversitede burslu okuyor onu da anlamadım gerçi git kardeşim devlet üniversitesine... Neyse... O değilde senaryoyu benim mantıklı açıklamalarıma göre değiştirseler diziydi konuydu kalmaz puahahhaha Aman banane be izlemeyeceğim işte hıhh

5- Deniz Yıldızı: hahahha bunu da izliyorum evet deniz malın önde gideni tam bi gerizekalı, mert desen enteresan insan ama gözleri güzel hoş kızan, yiğit var bi tane amannn düşmanımın başına vermesin Allah, mehveş var tam çatlak ona hastayım heuhehe, bi tane banu var o da feriha nın başka bi versiyonu ikili hayat yaşıyor işte fakir ama zengin gibi davranıyor sonra banu nun saplantılı nişanlısı ozan var, bide banunun yasak aşkı sevgülüsü melih var o da ozanın kankisi ev arkadaşı falan. ay aman çok karışık bi dizi haftaiçi her gün fox ekranlarında saat 7de haberleri izlemek istemeyen izleyebilir pek tabii.

Evet Nimet Abla sen beni atamadın bak ne hallere düştüm deniz yıldızı falan izliyorum yani o derece... aylaklık zor zahir, çok zor. Depresyona giresim yok işte diziydi falan vakit geçiyor ama daha gündüz kuşaklarına dadanamadım böyle giderse yakında izdivaç programlarını falan izlerim ben. Beklenir yani benden....

13.1.11

Dünya bana güzel :)

İçelim unutalım
teyy teyyyy teyyyy
Çalgılar çalsın göbek atalım
heyy heyyy heyyyyy
evet ihtiyacım olan buymuş
Rakı!!!
İçmek göbek atmak
ohhh sefam olsun :p
Yemişim atamasını
yemişim aşkını
İçtimmiydi benden güzeli yok :)
Dünya bana güzel :) :) :)
İyi ki doğdun canım arkadaşım,
iyi ki bize böyle güzel bir gece yaşattın.
Çok eğlendim çooookkk :)

12.1.11

yep

Bugün düne göre biraz daha iyiyim aslında, en azından bugün hiç ağlamadım :)
1 saatlik bi telefon terapisi, ve feysbukta bir arkadaşın 2 saat boyunca beni güldürmeye çalışma çabaları olumlu sonuç verdi :) Gecenin sonuna doğru gerçi sabah olmak üzereydi kahkaha bile attım yani o derece! :)

Yine de tekrar kpss çalışmaya hazır hissetmiyorum kendimi ben... Sanırım bikaç güne daha ihtiyacım var, şöyle iyice ben kendime geleyim ben epey uzaklaşmışım anlaşılan...

Biraz bekleyip kaldığım yerden devam ederim...

Ya da bir değişiklik yapıp kpss için eskiden yapmadığım bir şeyi yani Türkçe testlerini çözerek başlayabilirim, yeniden...

Bide sanırım çekirdek yemekten vazgeçmem lazım :D bu yaştan sonra sivilce çıktı suratımda :p
ayıp ettim kendime!

Neyse çok plan yapmayacağım ben ya, önümüzdeki 6 ay için tek planım deli gibi kpss çalışmak ve batıya atanacak kadar puan alabilmek!
Bu sebeple eyy aşk benden uzak dur!
Uyarıyorum bak seni sakın kpssden önce karşıma çıkayım deme bozuşuruz!
Çoook ciddiyim öyle böyle değil!

11.1.11

Bir garip kpsszedeyim atanma yolunda...

"Bir garip kpsszedeyim atanma yolunda,
atanamamışım perişanım ben..."

Aslında eğitim-öğretim hayatıyla ilgili takıntıları olan bir insan değilim ben, mesela okulu 7 senede bitirdim öyle aşırı umursamadım, tamam üzüldüm falan bazen kızdım kendime ama beni bunalıma sokacak kadar çok üzülmedim hiç, en fazla 3 gün sürdü üzüntülerim...

Ama gel gör ki atanamamak beni mahvetti...
74,308 le kapadı bizim bölüm benim lanet puanım iste 74,270...
10 gün oldu atamalar açıklanalı ve 10 gündür bildiğin mal modundayım ben...
Çok üzüldüm ya hala çok üzgünüm...
Kendimi işe yaramaz salağın teki gibi hissediyorum oysa son atananla aramda çok bi puan farkı yok di mi?
Ama işte o atandı ben atanamadım, evde oturuyorum hatta oturmuyorum da öğlene kadar uyuyorum sonra kahvaltı ediyorum, dışarı çıkıyorum arkadaşlarımla takılıyorum, eve gel akşam yemeği bi dizi sonra saatlerce nette takılmaca...
Evet gayet mal bir yaşam tarzı bu...

Beş kuruş alacam diye anamın babamın eline bakıyorum bide tanıyanlar bilir, ben babamdan falan para isteyemem hiç, verirse verir vermezse aç sefil gezerim.
Öğrenciyken bile baba param bitti diyemezdim ben, öyle de cins bir insanım.
Neyime güveniyorsam artık...

Neyse işte iyi değilim ben, ve en kötüsü bu aralar iyiymişim gibi de davranamıyorum...
Durup durup ağlıyorum falan, haberleri izlerken bile gözlerim doluyor...

Bloga zaman zaman bunalımlı yazılar yazıp içimi döksem de böyle dönemlerimde genellikle kısa sürede pozitif düşüncelerimle pozitif ruh halime dönmeyi başarabilen ben,
bu kez yenildim sanırım...
Kendime dönmem zor olacak gibi...

pippi gibi dantel örmeye başlayabilirim, ya da erken kalkmayı başarabilirsem dikiş kursuna gitmeyi düşünüyorum, etek falan dikerim bari kendime bir gün atanırım umudu ile...

Saygılar efendim...

1.1.11

ne alakası var!

2010 bana baya bi girdi,
2011 e ben girmek istiyorum.
hadi bakalım kendime bol şans diliyorum!