27.2.09

git-mek


Hani filmlerde olur ya hep,tren garına giderler,ilk tren ne zaman diye sorarlar,nereye olduğu hiç mühim değildir,bileti alırlar ve giderler.

Gitmekten çok kaçmak gibidir bu gidiş aslında.

ya da asıl gitmek budur,sadece gitmek için gitmek.

Doğru,aslında gitmek isteyen insan için nereye gittiğinin ne önemi vardır ki ?

Aslında gitmenin de pek bir önemi yoktur,hangi şehre gidildiğinin önemi olmadığı gibi…

İnsan kendinden kaçamaz ki hiç.

Gidince hiçbir şey değişmez ki…

O uzun tren yolunda,trenin geçtiği yolları izlerken,asıl kendi geldiği yolları izler insan.

Dağlar,tepeler,köprüler,dereler,ağaçlar,böcekler,çiçekler…

Sadece bakar gibi yapar da birlikte gölgesinde oturdukları ağacı görür,

Onun verdiği çiçeklere benzetir yol kenarındaki gelincikleri,papatyaları…

Birlikte piknik yaptıkları tepeye benzetir her tepeyi…

Ahh…

Bu yol bir gidiş değil de dönüştür sanki geçmişe…

Tren koltukları rahattır ya ama yar kucağı daha rahattı diye düşünür,

Düşünür de gitmek fikri girmiştir ya bir kez aklına…

İlk durakta inip,geri dönen bir trene binmeyi düşünür de yapamaz insan.

Kendimden gitsem diye düşünür ahh gidebilsem ama insan kendinden gidemez ki hiçbir yere…


merak


yanımdan gidince sen
bir boşluk başlar zaman içinde
sesini duyamayınca yıldızlar bahanem
yüzünü göremeyince bulutlara sığınıyorum
özlemin başlıyor hoşçakal derken
ve sen merhaba deyinceye dek
ben seni daha çok seviyorum...
bu özlemin sonu ne olcak???


25.2.09

ingilizce'ci


ya ne geldi aklıma blog
bizim burda şopar mahallesindeki okulda öğretmenlik yaparken
ayıptır söylemesi çok fena bişeydim
böyle içime şeytan kaçmış gibi gezerdim hep
hiç gülümsemezdim bile.
o derece yani.
neyse ya ben bunu anlatmıcaktım
derse çıkıyorum üst kata
çocuklar bağırışıyor ve kaçışıyor

-İNGİLİZCE GELİYOOO!!!

evet evet o benim işte,soyut birşeyin somut karşılığı :D


keşkem


Keşke hayatta vermemiz gereken kararlar da
Ahmet Çakar'la Zor Karar'daki kadar kesin ve net olsaydı :)



şarkılı şiirli mim'im

Günlerdir dinlemeye doyamadığım bir şarkı var.
Baba Zula-Ayrılıkta Söylenmiş Bir Yaz Türküsü

Bu gece dedim kendi kendime dur şu sözlere bakayım bi netten,
ayıptır söylemesi ezberlemeye karar verdim de :)
Sonra bir de ne göreyim benim favori şarkım aslında bir şiirmiş,
Afşar Timuçin'e aitmiş sözleri.Zaten kendisi çok sevdiğim bir şairdir...
Sözleri buraya yazıp blog ahalisi ile paylaşmaya karar verdim.
Hem ruh öküzü beni linkte görüldüğü üzere teeyyy ne zaman mimlemişti böylece mim görevimi de yerine getirebilirim diye düşündüm,çok da iyi düşündüm bence :)


AYRILIKTA SÖYLENMİŞ BİR YAZ TÜRKÜSÜ
Gözlerine bakar ağlar
Bu son şarkı
Son umut
 
Gitme hep burada kal
Bizimle kal bu kıyıda
Her yanına dokundum bakışının
Her yerini tanıdım göklerinin
Gün boyu sende uçtum
Dinlendim dallarında
Atlılar gibi yoruldum yanında
Uyudum
 
Ölür kıyı ölür yazlar
Alır götürür karakış
Her bahar her umuda zorunlu mu
Neden yolcusun bu kadar
Gideceksen
Al götür umudumu
Al götür sonuna kadar
 
 
Afşar TİMUÇİN

24.2.09

bizden nağmeler

annem: sakız çiğnemek sinirlere iyi geliyormuş.

cedric: abla sen sürekli sakız çiğne (!!!)




dip? son ? depresyon?


sanki içimde böyle bi su birikintisi var,
yol arıyo çıkıp gitmek için.
o yüzden sürekli bi ağlama istemi ve ağlamacılık var...
ya harbi bak blog sanki içim su doluymuş gibi hissediyorum.
hani zaten kansızlık var ben de belki aşırı su var vücudum da ondan vardır.
hayır durup durup ağlıyorum mal gibi,az önce de annemle kavga ettim zaten
ayy ciddi ciddi bunalıma girdim ben.
zaten herşey üst üste geliyor,
işte dünya böyle bir yer,
herkesin derdi kendine büyük...
anlıyorum masalları yalan belki anlamıyoruz aslında hiçbirimiz diğerimizi...
herkes kendi acısını tek başına yaşıyor aslında.
ben ağlıyorum.
tek başımayım.
benim içim acıyor.
belki seninkinin aynısı bi acı,belki onunkinin,belkide hiç tanımadığım birininki gibi.
bilmiyorum kimse bilemez ki...
bu benim acım,benim canım yanıyor.
birileri anladıklarını söylüyorlar,ben de anladıklarını bildiğimi söylüyorum.
ama onlar anlamıyorlar ki,ben de anlamıyorum belki kimseyi...
hayat ne kadar da TEK aslında.
bize tek kez verilmesi gibi,hep tek başımıza tüm yaşadıklarımız.
ahh blog ahh
bir de rol yapmayı becerebilseydim şu hayatta,
belki daha iyi olurdu.
maskelerim olmadı benim blog hiç,
yüzüme bakan anlar ne düşündüğümü,ne hissettiğimi.
böyle olmamalı belki de,
sevmediğim insanlara seviyormuş gibi,
gereğinden fazla önemsediğim insanlara önemsemiyormuş gibi,
kızdıklarıma takmıyormuş gibi,
anlamasam da anlıyormuş gibi,
evet blog GİBİ davranmalıyım belki de...
ama olmuyor ki beceremiyorum...
beceriksizin tekiyim ben blog.
safım,alıklık var,zaten bet bişeyim,kestirdikten sonra nefret ettiğim saçlarım var,
oyuncu olamıcam hiç bi zaman gerçi hiçbi zaman istemedim de o ayrı mesele,
offf blog
bunalımdayım ben.
sakinleştirici alıp birkaç gün sadece sürekli uyumak istiyorum.
hatta şimdi mutfağa gidip sakinleştirici içicem,
telefonlarımı da kapatıcam
sana da yazmıcam
mutsuzluklarıma sarılıp uyurum...

20.2.09

ne değişir ki?


iyi değilim.
Hiç iyi değilim.Nasılım bilmiyorum ama iyi değilim.
Sabah ağlayarak uyandım öyle nedensizce...
Az önce yine sarıldım anneme ağladım,ağladım...
Belki de azar işitmem gereken bir durumdayım ve ben utanmadan ağlıyorum.
Öyle yoruldum ki kendimden ve hayattan...
Keşkeleri sevmedim ben hiç blog,
hiç istemedim "keşke" demeyi yaptıklarım ve yapacaklarım için...
Şimdi bilmek istemezdim ama biliyorum ki herşey çok farklı olabilirdi,
hatalar yaptım,küçük hatalar değil büyük hatalar,
hayatımın akışını değiştirecek kadar...
Önemsememem gereken şeyleri önemsemekle o kadar meşgul oldum ki asıl önemli olanları unuttum...
Kendimi unuttum...
Şimdi pişman mıyım?
Bazen düşününce evet...
Evet ben pişman olmam gereken şeyler yaptım şu kısacık hayatım da.
Asıl önemli olan yeniden yapmamakmış aynı hataları,herkes ben de dahil kurarım bu cümleyi sık sık.
Belki çok hata yaptığım için kuruyorum,kendimi savunma mekanizması geliştirerek.
Belki de çoğu zaman farkında olmadan bazen farkında olarak kendimi suçladığım için...
Hatalar yaptım ve pişman oldum.
Ne kadar güzel...
Tövbe edince silinir mi bütün günahlar?
Pişman olunca değişir mi geçmiş?
Hayatımın akışını değiştirdim ben yaptığım hatalarla...
Kendi hayatımı geciktirdim.
Şimdi pişman oluyorum diye kaybolan yıllarım,kaybolan duygularım geri gelir mi?
ASLA!
Evet asla geri gelmeyecek,asla değiştiremeyeceğim yaptıklarımı.
Ben yaptım,benim hayatım...
Ahh!
Ne kadar da basit bir cümle.
Kim ister ki hata-lar yapmayı?
Kim ister ki kendi hayatını ertelemeyi?
Kim ister pişman olmayı?

Hiçkimse...

Sonra basit birkaç cümleyle özetleriz hayatımızı;
herşey geçmişte kaldı,
yaşandı bitti,
keşke demenin bir faydası yok şimdi,
pişmanım evet ama elden ne gelir ki?
...

Geç mi şimdi?
Evet geç,çok geç olmasa da geç şimdi...
Hayatımın koskoca 2 yılı haybeden nağmelerle geçti gitti...
Güzel miydi?
Hayır o kadar haybedendi ki benim miydi o 2 yıl emin değilim,şimdi düşününce...

Ve şimdi yine hayat devam ediyor,
geçmiş peşimi bırakmıyor.
Hatalarım bir tokat gibi yüzüme vurulup,canımı yakıyor.

Ağlıyorum...
Neye ağladığımı bilmeden,
geçmişe mi,şimdiye mi,geleceğe mi?

Gözlerimden yaşlar süzülüp giderken,
geçmişin ben de bıraktıkları gitmiyor.
Onlar hep benimle kaldılar,
kalıyorlar
ve
biliyorum ki kalacaklar...




19.2.09

bir garip blogger

blog bu aralar acaip ayarlarım bozuk. kendimi bilmez bir haldeyim,sürekli birşeyler yapıyorum ama nereye kadar bilmiyorum. böyle bi an çok mutlu oluyorum. sonra birden bire hüzün çöküyor,durup dururken... sebebe gerek duymadan... ders çalışıyorum harbi harbi bak.yane geçen sefer kötü aldığım 2derse çalışıyorum. zaten bu vizeler %10 çok bişeyi değiştirmiyor ama iyi gelirse iyi olur tabi... ya ne bileyim böyle bi boşvermişlik var üstümde,
garip.

evet son günler de beni tanımlayabilecek en yerinde kelime bu "garip"
1 . Kimsesiz, zavallı.
2 . Yabancı, gurbette yaşayan, elgin.
3 . Acayip:
"Yağmur, ortalığa garip bir kış serinliği getirmişti."- A. İlhan.
4 . ünlem Şaşılacak bir şey karşısında söylenen söz:
"Demek Bekir böyle utangaç bir çocukmuş. Garip!"- A. İlhan.
5 . mecaz Dokunaklı, hüzün veren:
"Bir yabancı için dünyanın neresinde olursa olsun büyükşehir böyle garip bir yalnızlık duygusu veriyor."- H. E. Adıvar.
(www.tdk.gov.tr den alıntıdır)

evet evet kesinlikle en doğru kelime bu " garip"
bide ayarsız diyebiliriz ama zaten ikizler burcu olduğum için ayarlarımın bozuk olması
çok doğal bir şey ben ve çevremdekiler için.ama yine de bu aralar biraz fazla bozuk gibi,
aslında gündüz iyiydim aslında şimdi de iyiyim ama birşeyler eksik sanki...
yani onunla tanıştığım günden beri herşeyden çok onu düşünüyorum ben.
bu iyi birşey değil hele benim gibi alık bir şahıs için.
evet evet alık birisiyim ben.
böyle aşık olduğumu sandığım zamanlarda kendi hayatım hariç herşeyi düşünebilirim,
o derece yani...ya otur sınavlarını düşün dimi kandırma kendini yüzde on falan diye,
hayır çok mavi göz görmek istiyosan al aynayı aynaya bak,biraz da far falan sürdünmü
onun gözlerine kaç basar beeee....
hem ben esmer erkek sevmem ki,sarışın olmadı kumrallar tercihimdir...
ne yapmaya çalışıyorum blog ben?
bilmiyorum.
farkında değilim...

ama yine de biraz büyümüşüm,
en azından ders çalışmak yerine onu düşünmeyi tercih etmiyorum...
oturup paşa paşa testing ve edinim ve skills çalışıyorum :D
acaip zevkli dersler blog sorma gari,
süper aramız ilk vizede sıçırttılar resmen beni :D
ama bu sefer tekrar bile yaptım yeminle bak.soru falan çözüyorum.
ama şu psikodengesiz durumumda neler olur allah kerim...

hani mutluydum ben dün gece blog?
şimdi ne hissettiğimi bile bilmiyorum...

yalnız?
hüzünlü?
aşık?
mutlu?
mutsuz?
hiçbiri
belki de
hepsi birden....
"garip"


anamdan nağmeler



ben:anneee yaaa ben aşık oldumm,
nasıl güzel mavi mavi gözleri var bi görsen ahh ahh

annem: çok mavi göz görmek istiyosan git aynaya bak!!!


ben: yaa anne aşıık oldum diyoomm.


annem: ee nereli?


ben: buralı.


annem: tamam o zaman bakabilirsin gözlerine...

(!)

ödül mimi ya da mim ödülü


zahircimm,

babegazellem
piltik'anım
kelebek misali
katre_winscare bana ödül layık görmüşler sağolsunlar varolsunlar,
ben de onları çok seviyorm:)

şimdi benim 7 ödülüme gelince,
ruh öküzü (malumunuz öküzlerle ilişkim ortada çekiyolar beni anacım)
medcezir ( kendisi blog aleminde çok yeni olup,10 yıllık canımdır,dostumdur,kardeşimdir dün bana yazdığı mektup sebebiyle hem ilk mimini hem ilk ödülünü gönderiyorum)
pilli-cadı ( pili bitmeyesice kız )
purkua ( sırf blogunun kırmızılı bi adı var diye ilgimi çekmişti,iyi ki çekmiş :)
cimbakuka (bi kerede söylemeyi başarabiliyorum işte adını hiihihi)
-mka- (sen yazmaya devam et hep yeter bana....)
elalemin akıllısı (elalemin değil benim akıllım,yavruşum,hoşşiğim:)

bide bide bütün izlediğim bloglar:)
izlemeye aldığımıza göre demek ki ödülü hakediyorsunuz ;)


p.s. ben gene mavi mavi bakıp mavi mavi gülüyorum :)



18.2.09

itiraflar silsilesi

1

her gün internetteki bilimum site ve gazetelerden

kendi burcunu ve babamın burcunu okuyan bir anneye sahibim...
tabii benimkini de...
özellikle benim burç yorumlarına dair yaptığı yorumları ise
söylemeye dilim varmıyor...
vur anne sen de vur :D

2

cedric saçlarını kestirmeyi istemiyor,uzatacakmış...
gitar almak için para biriktirmeye başladı.
10 yıl sonra uzun saçlı bir rock çı olacakmış...

vay anamın haline vay...

3

hayat benimle kesin dalga geçiyor...
orta parmağım kesildi,kanadı yara bandı taktım.
hayat resmen bana hareket çekiyo yaaa!!!

4

buldum.buldum.
sonunda buldum.
neden öküz çekerim ve neden öküzler beni çeker.
çünküüüü
zodyak yılım bile ÖKÜZZ!!!

5
çin astrolojisine göre
yükselenim bile ÖKÜZ yaaa

6

evet evet budur sebep tüm suçlu zodyak ey dostlar...




16.2.09

yanılmak


mucizeyle hoş bir tesadüfü karıştırmamak gerekirmiş...
çok çok kötü bir ruh halindeyken,gülümseten hoş bir tesadüfü izlediğim filmlere,
okuduğum kitaplara kanıp da mucize sanmam ise bir yanılgıdan ibaretmiş.

Canım tesadüfüm,hani bana "acele etme" demiştin ya sen.
evet...
evet acele ettim ve seni "mucize" sandım,
istemezdim anlamayı ama
anladım ki
sadece bir yanılsamaymışsın hayatıma gölgesi vuran...

hoş ve gülümseten birkaç gün...
asıl olan bu imiş...

şimdi...
şimdi hiç acelem kalmadı.
belki...
belki seni dinlemeliydim,
acele etmemeliydim...

ahh...
yaşadığımız hızlı dünyanın acelesine öyle kaptırmışım ki kendimi...

Acele edip MUCİZE sandığım o hoş TESADÜFler,
bir YANILGIdan ibaret şimdi...

?


bir oyun gibi yaşamasaydık hayatı.

ebe olmasaydık hiç mesela saklambaçta ki gibi,
aramasaydık saklanmaya çalışanları ve saklananları.

ortadaki sıçan olmadan yaşasaydık
kimsenin topla bizi vurup,canımızı acıtma tehlikesi olmadan...

yerden yüksekte ki gibi
alçakta kalanlar ve yüksekte olanlar olarak bölünmeseydik de
alçakta kalanlar yenilmeseydi hayatın karşısında...

kazanan ya da kaybeden olmadan
sadece "İNSAN" olarak yaşasaydık...



15.2.09



içime öküz kaçtı !!!

13.2.09

siyam'a


Aslında herkes kadar yalnızım ben de…

Ve herkes kadar bencilim biraz.

Dünya benim etrafımda dönüyormuş gibi davranabiliyorum,

Gökyüzünden bakıldığında küçücük bir karaltı olarak görüleceğimi bilmeme rağmen.

Oysa ailem yanımda,arkadaşlarım var burda.

Çok uzaklarda olmalarına rağmen her zaman yanımda olduklarını bildiklerim var birde…

Ahh…işte asıl yalnızlık onların olmayışı zaten.

Birlikte ağladık,birlikte güldük,birlikte içtik

Bi tek ben sarhoş oldum çoğunda aslında bu yüzden birlikte sarhoş olduk demesem daha iyi.

Paramız yoktu beraber yürüdük sokaklarda,simit aldık harabenin önündeki simitçiden,

Bide ayran migros tan köpekli parkın çimlerine beraber oturup yedik.

Hiç tek başıma ağlamadım ben o yıllarda,

Her ağladığımda bir omuz vardı başımı yaslayabileceğim…

Az önce fotoğraflara baktım,geçen yaz yurtta çekildiklerimize ve Eskişehir sokaklarında…

Hani ben hamile kılığına girmiştim,kırmızı elbisemi giymiştim,

Seni de gelin yapmıştık benim beyaz tunikle,boynuna inciler takmıştık,

Ama saçına havludan yaptığımız duvak en bombasıydı.

Ne güzel gülmüşüz fotoğraflar da,zaten genelde gülerdik dimi biz?

Evet evet çoğunlukla gülerdik.

Bazen ağlar gibi olurduk,kendimizle dalga geçerdik yine gülerdik.

Ne çok özledim seni siyam…

İki eylül caddesinin orda çekildiğimiz fotoğraflara baktım da,

Sımsıkı sarılmışsın bana,keşke yine sarılsaydın öyle.

Ama akrobatik pozlar verdiklerimiz gerçekten görülmeye değer…

Birkaç fotoğraf şimdi bana bu yazıyı yazdıran…

Birçok anı birlikte yaşadığımız,birlikte yarattığımız…

Yollar,tramvaylar,otobüsler,trenler…

Aaa sahi ne geldi aklıma,hani bir kez İstanbul’dan Eskişehir’e birlikte gitmiştik,

Yolda bomba ihbarı vardı,otobüs beklemek zorunda kalmıştı,

Çevremizde bir sürü polis arabaları vardı.

Ben çok korkmuştum annemler o otobüste olduğumu bilmiyorlar diye.

Hoş seninkiler İstanbul’da olduğunu bile bilmiyorlardı…

Uyumuştuk sarmaş dolaş sabaha kadar J

Özledim seni be siyam…

Çok özledim…



google'dan nağmeler


ebru şallıyla plates vb.

allaam o kadar çok arama geliyorki,ebru şallı ve platesle ilgili.bi gün üşenmicem valla yazıcam bütün bildiklerimi ama şimdi hemen bi özet geçmek istiyorum.
ebru şallı ile plates hafta içi 10:15 tv 8 de.şahsen yararlı buluyorum eleştirilere rağmen.
hele nefes alıp verme sahnelerine bayılıyorum.pozitif olun diyo ebru ablam bende pozitif oluyorum bi güzel..ohh missler gibi.ama bi sorunum var benim oda küçük kalıyo salonda ortadaki sehpayı çekmek zorunda kalıyorum plates yapmak için :D

"ne düşünmeliyim"filminin konusu

şimdi bunu arayan bana nasıl geldi bilemedim ama ben arattım google dan öyle bi film yok anacım.iyi sallamışsın.

1 hafta 7 gün

evet walla öyle :)

almanyada kredi kartı borcu diyemiyorum ne yapmam lazım

deme walla bende bizim evde diyemiyom,duysalar atıcaklar evden beni,bak dersen seni de almanya dan sınır dışı edebilirler haberin ola ;)

anlamazdın şarkısının notaları

walla bilmiyorum,zaten müzikle ilgili her hangi bir yeteneğim söz konusu değil...

anneannemin yeşil kuzusu kitabının özeti

şimdi bi kuzu varmış,anneanneminmiş.çimlerde oynamış oynamış yeşile boyanmış.
anneannemin yeşil kuzusu kalmış adı (:

arkadaşız ama sürekli mesajlaşıyoruz

şimdi canım 2 seçenek var,ya flört ediyorsunuz ya da avea 5000 mesaj almışsınız :p

bazen dibe vurmak gerekir

ama dikkat etmek gerekir,kafa,kaş,göz yarmamak gerekir.

bir selamı bile esirgeme benden

aleyküm selam o zaman sana ya da selamın aleyküm öyle bişey.

biz yanyanayız ayrı olan yollarımız

işte bizimde yolumuz aynı ama biz yan yana değiliz ayrı ayrıyız.ahh ahhh....

facebook çete savaşları paramı çekemiyorum

çeşitli ihtimaller var,ceza almış olabilirsin.ya da banka battı walla.

ilk tanıştığın insanın hangi huylarını sorarsın

şahsen sorguya çekmem insanları,zamanla tanımak tercihimdir.

karnım neden şişiyo durduk yere

yavrum durduk yere değildir o,yemişsindir,kola falan içmişsindir.
bide regl öncesi olabilir bak o zaman benimde şişiyo.

kredi kartı bloke olduğu zaman nasıl açtırılır

e tabii ki borcunu yatırınca,yoksa açmıyolar yalvarsan da

eksi kütüphaneler

çok güzeldiler,sessizdiler,şimdikiler internet cafe gibi maalesef...

mantıklı insan

walla aşık olmadığım zamanlarda öyleyim de aşıkken mantık ve ben bağdaşamıyoz :D

msn gıcıklıkları

buna dair bir yazı yazmış idim ama link koymaya üşendim şimdi...

ne yapıyorum bu insanlara kaçıyorlar benden

hmm...bilemicem benden hiç kaçmadı insanlar,arandım,soruldum.popüler sempatik insan olmanın faydalarını görüyorum.ama saçma sapan konuşuyorsan sürekli kaçabilirler,
sürekli ağlaşıyosan kaçabilirler,espiriden anlamıyosan kaçabilirler,bulaşık bi tipsen kaçabilirler.liste uzar gider...

neyim olmak istersiniz 1 sevgilim 2 arkadaşım 3 dostum 4 kankam

bu neee beee...iki yabancı olmak istiyorum bu insanla ben :D

regl öncesi bunalım

ayy canım tam insanına gelmiştin mütemadiyen her ay böyle bi bunalıma giriyorum.
tıp henüz çözüm bulamadı.ühüüüüü :(

sakalı çıkanların boyu uzarmı?

olabilir ergenlik çağında çıkar sakal,e boy da bu dönemde uzar.bence mantıklı ya olabilir.

senin hayatından çıktığımı sana nasıl anlatsam kuzen?

yaa allahım bu kim.çok korktum.bide 19 dakika durmuş sayfam da.
ama benim hayatımdan çıkan kuzenim yok ki yaw...

sevilmeyi haketmediğini düşünmek

evet bazı insanlar düşünürler öyle,genelde ayrılmaya çalışan taraf düşünür yani aslında düşünmez tabii öyle de ayrılcak ya bahane arıyo al sana bomba gibi bahane.

şehir de yaşamanın zararları

ben görmedim henüz bi zararını,köy de olsam yaşayamazdım hatta o derece severim şehir hayatını.




manyak olan blogger



blog sen beni özledin mi bilmiyorum ama
ben mavişimi çok özledim :(
ve günün sözü
"aşk bir kum saati gibidir;kalp dolarken,beyin boşalır." Jules Renard

aynen bu moddayım,kafa gitti walla öte tarafa.
mantık zar zor işlemeye çalışıyo.
kendimi bilmez modda,
ya salak salak gülümseyerek geziyorum,
ya da hasretin acısı yüzüme vurarak...

böyle ilgincim bugünlerde blog...

offf yaaa
neden uzakta ki :(
bir daha kimbilir ne zaman gelir,onu bile bilmiyorum...
canım rocco çekti desem,getirmek için gelir mi acaba...

9.2.09

ben kızankene mimi




purkua mimlemişti beni günler önce,bugüne kısmetmiş yazmak :)

şimdi ben küçükken kızandım :D
heheh
edirneliyiz ya malum,bizim burda öyle derler,bilen bilir.
bilmeyenler de öğrensin :)

bi kere 7 yaşına kadar hiç kız arkadaşım olmadı benim.
apartmandaki tüm çocuklar oğlandı,abilerim gelir giderdi bize hep falan.
bende sokakta misket falan oynardım işte,dağ tepe toprak gezerdim.
erkeklerle furbol oynardım falan.
bu dönemden kalma çok yara izi vardır,yüzümde gözümde.

okula başlayıp şimdi oturduğumuz eve taşınana kadar bu böyle devam etti.
bu mahallede de tam tersi tüm çocuklar kız.
ben tabe şaşalandım bi başta bu ne loo gibisinden.
evcilik falan oynamayı öğrendim,işte saklambaçtı,lastikti bilmem neydi.
ama en çok saklambaç severdim ben :)
bi de biz acaip sosyal çocuklardık anlatamam size.
nasıl bir sanat aşkı daha ilkokuldayken,utanmasam fotoları koyardım ama utanıyom işte :D
her yaz mutlaka en az bir kez gösteri yapardık,kankamların garajda
sahne falan böyle evden eski perdeyi getiriyoruz,
perdecimiz var,soyunma odamız falan.
bilumum kostümler:)
kısa skeçleri canlandırırdık,işte küçük tiyatro oyunları bulur onları sahnelerdik.
analarımıza bide biletleri parayla satardık :)
sonra bölüşür gider bakkaldan bi sürü abur cubur alır yerdik:)

şimdi bizim mahalledekiler kız bunu söyledim,
e ben erkekle büyümüşüm en doğalından kuduzluk mevcut tabii.
özellikle bayramlar da falan para gani malum kızanız o zaamanlar,
hemen toplardım herkesi haydee bakkala
ne alcaz
torpil,kız kaçıran,roket falan :)
sonra onları patlatırdık tabe bildiğin torpili yakıp oraya buraya atma değil.
ben atraksyon yaratıcam ya manyağım ya o zamanlarda,
bulurduk tuğla falan,torpili yak koy içine
uzaklaş
tuğla patlasın
booommm
saçılır oraya buraya falan biz de eğleniyoduk öyle öyle :D
cam şişenin içine koyardık ses daha süper çıkardı o zaman :D
ama en süperi kış günü çöplere küller atılır ya
biz aldık torpilleri,seçtim 3 kişi hadi bakalım yakıcaz çöpün içine koyucaz kaçıcaz
vee görevi baaşrıyla yerine getirdik :)
sadece tüm sokak kül içinde kaldı :D
hahahha
ayy geene yapasım geldi walla bak özendim şimdi :p

bide bide ben çocukken acaip meraklı bi çocuktum.
deney falan yapardım kendi kendime
en bombası hani ateş ölçme dalgaları varya adını unuttum şimdi google dan bakmaya da üşeniyom,
işte ondan vardı bizde camdan yapılmış bişey
bi gün annem evde yok
aldım elime çakmağı,bakalım en fazla kaça kadar ısınıyo diye öğrenicem
yaktım çakmağı,tutuyom o şeye
ee sonuç tabii kii
booommmm
elimde patladı salak şey :D elim falan kesilmişti
anamdan yediğim azar cabası oldu :)

bide accık saflık varmış küçükken bende,büyüyünce farkettim
şimdi bi bayram yine köye gittik biz bende 10 yaşındayım
bi de biz köye falan pek gitmezdik zaten köyde babamın bi halası,bi teyzesi var
bilmem yane öyle köy ortamlarını çok fazla
neyse gittik biz işte bayrama,önce halaya gittik,ama benim barbie hala da kaldı
biz teyzeye gittik annem,babam,ben
sonra benim canım sıkıldı barbie yi aramaya çıktım o da 5 yaşında bi velet o zaman
bu gene meraklı melahat inekleri sulamaa gitmiş halanın ikizlerle beraber
e dedim ben tırsarım gidemem çeşmeye kadar
zate köy yeri,köpekler gani gani
teyzeye geri döneyim dedim,evler de yakın
bu arada teyzenin lakabı köyde deli emine-emine değilde öyle bi isim işte
bu tüfek falan kullanır öyle kırık bişey,zate lafınıda esirgemez kimseden
e tabi kadın deli,köpeği akıllı mı olcak
hayır olmaz aama bilemedim ben kızanlığın verdiği bi saflıkla
neyse gittim o köpek yatmış kapının eşiğine
giricem içeri giremiyom
köpeklere nasıl davranılır onu da bilmiyorum
bağırıyom ben
-annnneeeeeee
-babaaaaa
ses yok,salak köpek mal mal yüzüme bakıyo
dedim bari köpeğe laf anlatayım
-kkııışşşşş,kıııışşşşş diyom hayvana bakıyo bana mal maall
ay safım işte köpek mi görmüşüm bilmiyom bile köpeğe ne denir
ben böyle mal mal köpeğe tavuk muamelesi yaparkene
köpek bana haamm haaamm yaptı
annaamm köpek bi atladımı üstüme,arkada çitler vardı
dayandım orayama dünyam karardı benim
bağırıcam sesim çıkmıyo
hoş 5 dakka önce bağırdım anam babam duymadı
ağladımmı ağlamadımmı hatırlamıyorum
köpekle göz göze geldik bi
ben zaten gebercem korkudan,köpeğin gözlerini görmeyim diye
kolumu yüzüme dayadım
allahtan öyle yapmışım
kolumu ısırdı 2 yerden adi köpek
kolumu koymasam şimdi suratımda diş izleriyle geziyor olabilirdim,
ya da estetik yaptırırdım laa gezemezdim öyle :D
sonra anamlar köpeğinn havlamasına çıktılar ama iş işten geçmişti
sırasıyla gün be gün sağdan ve soldan olmak üzere
göbeeemden 10 adet kuduz aşısı yedim :)

bu olaydan sonra,beni 2 kez daha köpek ısırdı,biri ayak bileğimi,biri elimi
ayak bileğimde iz kaldı ama elimi ısıran yavruydu izi kalmadı
sonra bi kez elimi yine yavru kedi ısırdı
son vukuatım hamster di,gerizekalı hayvan parmağımı bi ısırdı abartmıyom yarım saat kanadı resmen,ama aşılarım tam olduğundan tırsmadım hiç :)

işte benim de çocukluğum böyle bişeydi,yine uzun bi post oldu :)
sonuna kadar okuyan muhterem bloggerlarla teşekkürü borç bilirim :)
ve mimi postalıyorum hemen
elalemin akıllısı na :)
öptüm sizi
muaahhhh

ps. blog acaip iyiyim bugünlerde
böyle mavi mavi bakıyorum hayata :)


saklanamamaca


ya ben öküzleri çekiyorum
ya da
öküzler beni çekiyor.

içim,dışım
sağım,solum
önüm,arkam

ÖKÜZZZZ (:

8.2.09

ardımda rüzgar


rüzgarı arkasına almış yürüyordu.
saçları rüzgarın himayesi altına girmiş,yüzüne doğru savruluyordu,
gözlerinin önüne bile geldiği oluyordu.
elleri cebindeydi ve saçlarını düzeltmek için hiçbir çaba göstermiyordu.
-sanki hayatı gibiydi saçları,bir rüzgara kapılmış savrulup duruyorlardı ordan oraya-
her zaman olduğu gibi,tek başına yürürken yine müzik dinliyordu.

-çalan şarkı hande yener'den nasıl zor şimdi...

"Nasıl zor şimdi
Tanışmak başka biriyle
Yeniden kurmak
O devrilen cümleleri
Anlatmak kendini
İlk kez anlatır gibi
Dinlemek her şeyi
Unutması zor olsun diye
Sevdiğim film hangisi
En sevdiğim şarkı şiir şair
Yazar çizer siler bozar zamanın silgisi
Silse yine iyi
Tükenmiş bir kalem inadında
Kalır izi
Sen boşversen boş vermez beni
Nasıl zor şimdi
Nasıl şimdi zor
Asıl şimdi zor
"-

ne kadar da her aşk gibiydi şarkı,biten her aşk gibi...
nasıl da zor şimdi herşey,
tek başına yürümeyi sevmesine rağmen;
tek başına yürümek bile zordu aslında,rüzgar şiddetliydi ve o bir yaprak gibiydi...
rüzgar onu alıp götürse,karşı koyamayacak dalından kopmuş bir yaprak gibi...
birlikte yürüdükleri günleri düşündü,bir çift kulaklığı paylaştıkları günleri,
elele yürüyüp,aynı şarkıyı dinledikleri o mutlu ve birlikte günler.
sahi ne kadar zaman geçmişti üstünden?
o zamanlar farkında mıydı acaba mutlu olduğunu?
belki her insanın yaptığı o hatayı yapmıştı;
"mutluyken mutlu olduğunu farkına varamamak"
ve sonra dönüp o günlere bakınca,ne kadar da mutluymuşum demek...

rüzgar gibiydi anılar,
rüzgar saçlarını nasıl savuruyorsa
anılar da onu aynen öyle savuruyordu
anı denizinin dalgaları arasında...

nasıl zordu şimdi ve unutmak istemiyordu,
yeni biriyle tanışmak istemiyordu...

sadece tek başına rüzgarının önünde savrulup gitmek...
evet,
evet tek istediği buydu...



7.2.09

talep

facebook ta tanıyor olabileceğimi iddia ettikleri hiç kimseyi tanımıyorum.

yeni bir şey teklif ediyorum.

"tanımayı isteyebileceğiniz kişiler"

esmer ve mavi gözlü oğlanlar olabilir bu kişiler arasında :)

5.2.09

kütüphane de ders çalışa-maya-n blogger


evde ders çalışamayan blogger ne yapar? neyse ben kütüphane ye gideyim dedim. şimdi benim hayallerim de bir kütüphane imgesi var bu böyle sessiz,sadece kitap sayfası açma sesleri duyulan,kitaplar içinde bir ortam.

bu sabah erkenden uyandım,çantama kitabımı defterimi koydum.
böyle bi mutlu ve mesudum.

taktım kulaklıkları,müziğim de bi güzel. ohhh değmesinler keyfime.
hava da pek güzeldi zaten yürüyerek teeyy şehrin öteki ucunda ki kütüphaneye gittim.

böyle ders çalışçam havasın da bi girdim kütüphaneye,

flaş!flaş!flaş!

bildiğin internet cafe!!!
allaaam dedim yanlış yere mi geldim?
ben nerdeyim?

sonra baktım etrafa,
evet evet burası bi kütüphaneydi,
raflarda kitaplar vardı,
masalar ve sandalyeler vardı.
bunlar girerken sağ tarafta,
sola bakınca,
27 adet bilgisayar ve 24 adet çocuk gördüm!!!
bildiğin internet cafe ortamı ya...

allaam nasıl bi gürültü yaa anlatamam...

bide kütüphane görevlisi bey amca açmış bizim yerel radyoyu,naklen yayın yapıyo!
böyle kaldım ben napsam netsem dedim...
sonra oturdum en arkada bi pc ye,msn i falan açtım :D

facebook a gireyim dedim,engelliymiş giremedim :p

neyse indirdim bi siteden ders notlarını falan,hani amacıma uygun birşeyler yapayım dedim.

çalışmasam da çalışır gibi yapayım en azından,
dinlenirim bari
o kadar yarım saat yol yürüdüm :)
sonra gene taktım kulaklıkları müzik falan dinledim işte,

kızan sesi dinleyeceğimi pinhani dinlerim daha iyi dedim..

beni all,benii all dedi pinhani.
bende dedim benii alsaydınn istanbullara, ahhh bırakıp gittinn...
-bu ayrı bi hikaye,bi ara anlatırım belki,mutlu son olursa-
neyse;

özetlerin birazını deftere geçirdim falan.
ay bilseydim ortam öyle evde de takar kulaklığı geçirirdim özetleri ben...
sonra tabi canım sıkıldı benim,
msn de burdan bi arkadaşım vardı,
hadi dedim pizza yemeye gidek,
tamam dedi ben de kahvaltı yapmamıştım :)

sonracığıma kaçtım o kütüphane sahnesinden,
liseli tiplerin takıldığı pizzacıya gittim,yedim bi güzel,ohh misss valla :)

bi de bizim bi sorunumuz var burda,
23 yaşındayım ben mesela e arkadaşlarım da benim yaşlarımda doğal olarak hatta çoğu benden büyük...

gidilebilecek mekanlara paso liseli tipler takılıyo,
bi de malum bi öğretmenlik geçmişim olduğu için,eski öğrenciler falan...

off ki ne offf...

neyse özetle bugün de ders çalışamayan blogger im :)
bir ders çalışma macerası daha başarısızlıkla sonuçlandı...

vatana,millete yeni kütüphaNET cafeler hayırlı,uğurlu olsun...

p.s. ahh ahh nerde resimdeki gibi eski kütüphaneler...