30.9.08

:)

çocukluğumun anısına bugün mahalledeki çocuklarla beraber kız kaçıran patlattım :)
çok eğlendim :)
yarın bakkala torpil gelicekmiş,ondan da alıcam bir sürü onları da patlatıcam :D umarım roket te gelir,ondan da alırım vallahi.
ben bayram diye buna derim :)

29.9.08

hoşgeldin bayram


ve bayram gelir...eski bayramların tadı yok diyenler olur.ama bence var :) yani hala bayramlık aldığım için var.biz bayramlarda bütün aile teyzemler,dayımlar,kuzenler anneannemde hep beraber olduğumuz için yani kendimi bildim bileli olduğu gibi eski bayramlardan pek farkı yok benim için.yine aile büyüklerimizi ziyarete gidiyoruz,patlayana kadar tatlı yiyoruz,gerçi mahallede şeker toplamaya çıkmıyorum artık, eski bayramlarla aradaki tek fark bu sanırım :)
gerçi bu bayram bi eksiğimiz var...evlenip yurdumun diğer ucuna giden kuzenim aramızda olamayacak...23 yıldır ilk ayrı geçireceğimiz bayram ve muhtemelen son olmayacak,demek evlenip gidince böyle oluyomuş.neyse bayram geldi neşeliyim,geleceği düşünüp hüzünlenmek istemiyorum.
mutlu,neşeli bayramlar dilerim kendime ve herkese :)

27.9.08

hakkımda

Ruh hali : sofistike
Zevk seçimin dış görünüşüne çok önem verdiğini gösteriyor.Dışarıya güzel gözüken kendi içinde de mutlu olur öyle değil mi?Romantiksin ve doğanın sade güzelliklerinden hoşlanıyorsun. Uçsuz bucaksız tabiat manzaraları seni rahatlatıyor.Müzik, hayatının orjinal film müziği ve senin için parça indirmek adeta bir tutku. Odaklanmanı ve konsantre olmanı sağlıyor, vazgeçilmez bir parçan.Kapatmakta zorlanıyorsun.Sanata yaklaşımın oldukça klasik. Tarihe ve yüzyıllar boyunca yaşayan eserlere özel bir ilgin var. Gerçek sanatın zamana direnebilen olduğuna inanıyorsun.

Eğlence: heyecan peşinde
Tatilde deneyimi her zaman konforun önünde tutuyorsun.Gittiğin yönü tayin etme özgürlüğünü seviyorsun.Küçük bir yakınlaşmadan başka hiçbir şey seni böyle heyecanlandıramaz. Aşk için asla yeterli zaman yok!Tam bir doyumsuz!! Flört etmeye olan açlığın asla durulmaz. Aşk ve seks iştahın oldukça yüksek.Seni rahatsız eden şey nedir? Etrafındakilerin daima bakımlı, sıkı vücutlu ve çekici gözükmelerini istiyorsun. Kilolu,tüylü,kıllı hiçbir şeye tahammülün yok.

Alışkanlık : keyif düşkünü
Bugünü yaşamayı seviyorsun ve yarın için endişelenerek vakit kaybetmemelisin. Bu, alışveriş hızını yavaşlatabilir !Evinde tarzını olabildiğince yansıtmaya çalışıyorsun. Etrafındaki herşey sana kendini iyi hissettirmeli.Tercih ettiğin içecek sakinlik ve alışkanlıkların konforuna olan sevgini temsil ediyor.

Aşk : part-time aşık

Aşk senin için uzun bir bağlılık demek. Kendini adamak, fedakarlık ve sevecenlik..Senin için özgürlük... Herşeyi satın alabilecek kadar çok para! Hayata karşı fazlasıyla gerçekçisin.



ps.arkadaşlar bi sitede bi test yaptım özelliklerim bunlar çıktı .sanki pekte yanlış değiller,beni tanıyanlar zaten yorumlarını söylerler anlarız gerçekçimi değilmi diye :)

26.9.08

u-mutlu'dan -> mutlu


başarmanın verdiği müthiş haz...çabalıyosun,uğraşıyosun ve oluyo,başarıp sonuca ulaşıyorsun :)

normalde her konuda kendime güvenirim ama bu kez kendine güvenden çok daha farklı bi duygu içindeyim...onca sıkıntı,onca stres,rüyalarımda bile bitmeyen o çile dolu günler,geceler.

bitti :) hepsi geride kaldı şimdi herşey olması gerektiği gibi...ama bişeyi farkettim ben çok mutlu olduğum zaman da ağlıyormuşum :) gerçi mutluluktan ağlamak çok daha fazla rahatlatıyormuş insanı bunu da öğrendim.geçen gün bi yazı yazmıştım gayet melankolik bi ruh halindeydim başlığı umutluydu,sonunda inşallah u-mutlu da ki "u" eksilir sadece mutlu kalır demiştim,o gün bugünmüş...ya mutluluğu anlatmak ne kadar zormuş...kurabildiğim tek cümle,çok mutluyum oluyo.binlerce kez falan yazabilirim gerçi çok mutluyum diye ama baymak istemediğimden yazmıyorum :)

bu mutluluk hakkımdı,yaşattığı için allahıma sonsuz teşekkürlerimide bir borç bilirim...


dip not:bugün bu sonuca ulaşırsam bir daha sigara içmicem diye söz vermiştim hem kendime hem anneme...ve mutlu son,sağlıklı başlangıç :) inşallah herşey daha da güzel olacak artık...


gerçi ben bu gazla neler neler yapabilirim o konuda bi fikrim yok :) :) :)


çoooooookkkkkkk MUT-LU-YUM-!!!

mutluyum...

çoookk mutluyum....

zor değilmiş

sanırım o kadar da zor değilmiş...buna artık kendimle bi savaş olarak bakmıyorum.kendimle barışma yolu gibi görmeye başladım.ve daha iyi oldu sanki benim için.bugün sadece bir tane sigara içtim.akşam yemeğinden sonra çayın yanında ve anneme eşlik etmek için...
annemin dediğine göre,günde tek bi tane sigara içebilirmişim o da sadece keyif için,kendisi yıllardır öyle yapıyormuş ve bende biliyorum öyle yapıyor.ama kendimi de biliyorum çok canım sıkkın,mutsuz olursam o bir sigara,birkaça çıkabilir...bu sebeple günlük tek sigara seanslarınada son versem daha mantıklı olacak gibi...ama bu da büyük bi gelişme benim için :)
bikaç hafta öncesine kadar günde bir paket içiyodum yani...
ama bişey farkettim,sigarayı bırakırsam param olur sanıyodum hep ben :) ama yine yok,sigara parasını nerden buluyomuşum,sigaraya vermediğim para şimdi nerde bunu anlamış değilim :)

25.9.08

eylül'e dair bir şiir...


Aslında çok sevmem ben eylülü...Sonbaharın değil de hüzünlerin başladığı ay gibi gelir bana...

Düşen sarı yapraklar,çıplak kalan ağaçlar,gri bulutlar,yağmurlar...İnsanlar gerçekten en çok bu havalarda hüzünleniyor...ama yine de eylül'e dair sevdiğim bir şarkı var benim de...

EYLÜL AKŞAMI
Hiçbir Neden Yokken,
Yada Biz Bilmezken Tepemiz Atmış...
ve Konuşmuşuzdur.
Onca Neden Varken
ve Tam Sırası Gelmişken
Hiçbirşey Yapmamış ve Susmuşuzdur.
Aynı Anda Aynı Sessiz Geceye Doğru
İçim Sıkılıyor Demişizdir.
Aynı Sabaha Uyanırken
Kimbilir Aynı Düşü Görmüşüzdür.
Olamaz mı?
Olabilir.
Onca Yıl Sen Burada
Onca Yıl Ben Burada
Yollarımız Hiç Kesişmemiş
Şu Eylül Akşamı Dışında.
Belki Benim Kağıt Param,
Bir Şekilde, Döne Dolaşa
Senin Cebine Girmiştir.
Belki Aynı Posta Kutusuna,
Değişik Zamanlarda da Olsa,
Birkaç Mektup Atmışızdır.
Ayın Karpuz Dilimi Gibi Batışını İzlemişizdir Deniz Kıyısında.
Aynı Köşeye Oturmuşuzdur Köhnede
Belki de Birkaç Günarayla
Olamaz mı?
Olabilir.
Onca Yıl Sen Burada
Onca Yıl Ben Burada
Yollarımız Hiç Kesişmemiş
Şu Eylül Akşamı Dışında.
Bostancı Dolmuş Kuyruğunda
Sen Başta Ben En Sonda
Öylece Beklemişizdir.
Sabah 7:30 Vapuruna
Sen Koşa Koşa Yetişirken,
Ben Yürüdüğümden Kaçırmışımdır.
Aynı Anda Başka İnsanlara,
Seni Seviyorum Demişizdir.
Mutlak Güven Duygusuyla,
Başımızı Başka Omuzlara Dayamışızdır
Olamaz mı?
Olabilir.
Onca Yıl Sen Burada
Onca Yıl Ben Burada
Yollarımız Hiç Kesişmemiş
Şu Eylül Akşamı Dışında.

BÜLENT ORTAÇGİL

yalnız

Hiç alışamam sanıyordum,tek başıma yapamam...Ama insanoğlu işte herşeye alışıyor ve bende yalnızlığa alıştım...Evden sadece köpeğimi alıp yürüyüş yapmak için çıkar oldum.Bütün gün odamdayım,temizlik yapıyorum,kitap okuyorum hatta bazen yemek bile yapıyorum,film izliyorum,nette takılıyorum ve gün geçiyor.Ne garip ki artık evde olmaktan zevk alıyorum.Canım dışarı çıkmayı istemiyor bile oysa ben ne kadar çok severdim dışarı çıkmayı,arkadaşlarla birlikte olmayı...Ama yalnızlığa öyle bi alıştım ki odamın dışındaki dünya çok gereksizmiş gibi geliyor...Hoş zaten dışarı çıksam nereye gidiceksem...Küçük bir şehirde yaşamanın dezavantajları aynı cafe ye muhtemelen en az 100 kez gitmiş olursunuz(garsonlar sokakta bile gördüklerinde selam veriyorlardır),tüm mağazaları,barları,lokantaları,parkları,hatta pastaneleri ve bilimum gidilebilecek tüm yerleri zaten çoktan keşfetmişsinizdir.Sinemaya filmler gösterime girdikten ortalama bir ay sonra gelir biraz şanslıysalar.Tiyatro desem...Çok nadir uğruyor buralara...Hoş aradığım kitapları bulabileceğim doğru düzgün bir kitapçı bile yok ki...Best seller ararsak iyi hoş varlar ama gerisi yok...
Hayatım bu aralar bi tek anneannem le sabah kahvesi içerken renklenir oldu.Gerçi son 2 gün için burdan anneanneme sonsuz teşekkürlerimi iletmek istiyorum,bana farklı hayat tecrübeleri yaşattığı için.Dün çalan telefonun sesiyle başladı herşey,kızım gel biraz,eyvallah dedim gittim...
Ve saatlerce tarhana ovdum,sonra yetmedi eledim...Yerken çok güzel oluyo kendileri ama yapılış aşamasının bu kadar zor olduğunu bilmiyodum şahsen,hâlâ sırtım ağırıyor.Velhasıl tarhanalar bitince turşu seansına geçtik,içindekileri geçiyorum suyunu bile yapmayı öğrendim.Neyse dün akşam yattım dinlendim falan sırt ağrım geçmiş ti taa ki bugün tekrar telefon çalıncaya kadar,açtım anneannem kızım biraz bana gel dedi,peki dedim gittim.beni bekleyen hamurlar varmış!!!evet bunuda yaptım baklava için hamur açtım :) gerçi ilk birkaç deneyimim yuvarlaktan ziyade böyle hiç uygun tepsi bulunamayacak yufkalar oldu ama denedim ve başardım :) bu bayramki baklava elim değdi ya benim süper ötesi olacak kesinlikle.
ve bu gece akşam yemeği için dün uğraştığımız tarhana dan çorba yaptım,kendileri nefis oldu.ne de olsa benim elim değdi ona da,başka nasıl olması beklenirdi ki ...

p.s. yazıya hüzünlü başladım ama sonra neşelendim.ama bu dengesizlik benim suçum değil,ikizler burcuyum ruh halim bir anda değişebiliyor yazıyı yarım bırakmak da istemedim öyle gittiği yere kadar gitti işte :)

gece 02:12

bugün seni daha az özledim...
bu gece çayımı ve kolamı sensiz içtim...ve seni çokta aramadım yanımda...
sanırım yavaş yavaş yokluğuna alışıyorum...

23.9.08

sözüm söz...

hem anneme hem kendime bir söz verdim...
bu kez yapabileceğimi düşünüyorum.
hem annem,hem kendim için...

...


yağmur yağdı...bulutlar içlerinde ne varsa döktüler yeryüzüne doğru şimşekler ve gökgürültüsü eşliğinde...yağmura eşlik etmek için çıktım evden,yürüdüm,yürüdüm...ama yağan yağmur bile içimdeki bekleyişin sıkıntısını gidermedi...aslında ne olacağını bildiğim birşey neden bu kadar sıkıntı,stres ve paranoya yaptığımı bilmiyorum.hoş zaten beklemeyi sevmeyen,sabırsız bir insanım belki bundandır...ama ıslanınca biraz kendime geldim.şimdi daha iyiyim sanki.yine kendimden eminim,sabah gökyüzüne baktığımda yağmurun yağacağından emin olduğum gibi.
başarmaya 2 ay önce karar verdim ve başardığımı herşeyin artık istediğim gibi olacağını biliyorum.evet biliyorum.herşey istediğim gibi olacak.çünkü ben bunun için çok çaba gösterdim,çok çalıştım...bir kez verdim o kararı ve inşallah artık yolun sonuna ulaşabilcem,yeni yollara gidebilmek için...

u-mutlu...


bulutlu havaları hiç sevmem.ve bu sabah yine gri bulutlar var gökyüzünde.hava sıkıntılı,yağmur olsam yağsam atsam bütün sıkıntımı diyor,yağamıyor bulutlar sıkıntılarıyla başbaşa şimdi gökyüzünde.ve ben yeryüzünde bulutlar gibi sıkıntılıyım,yağmur yağsa diyorum,ıslansam...geçer mi o zaman içimdeki sıkıntı?yürüdüm bu sabah,garip bi sıkıntı da içimde bi yerde bana eşlik etti.bıraksaydım bir kaldırım kenarına içimdeki sıkıntıyı...bırakamadım.bırakmayı çok istedim,ama o benim içimden çıkıp gitmeyi istemiyor anlaşılan.beklemek ne kadar da zor içimdeki bu sıkıntıyla...gri bulutlardan çok beklemek zorunda olmam içimdeki sıkıntının asıl sebebi biliyorum.umutlu olmanın "u" su eksilse ve ben -mutlu- olsam bu beklemenin sonucunda...umutlu ve mutlu,tek bir harf,hayatımı yoluna sokacak olan...evet yağmur da yağacak o bir harfte eksilip gidecek...umutlu kız,mutlu kıza dönüşecek...
inanıyorum buna ben...çok yakında bir harfi eksilterek ne kadar mutlu olduğumu ve umutlu olmanın ne kadar güzel birşey olduğunu yazacağım...

teşekkürler

hiçbir postacı bana umut getirmemişti şimdiye kadar :)
geçen sabah uyandığımda getirdiği zarf için postacımıza sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.
umarım umudumun gerçekleştiği zarfıda getirir en yakın zamanda ;)

bir ışık...


karanlıkta kalır insan bazen.bakar durur etrafına ne güneş,ne ay,ne kutup yıldızı...yolunu bulabilmesine yardım edecek hiçbirşey göremez,bulamaz...
umutsuzluğa kapılsa.
otursa bir taşın üstüne.
ağlasa haline,bir şey değişirmi?
bir ışık bulabilirmi yol gösterecek gözyaşlarının arasında?
-tabii ki hayır...
peki ne yapabilir insan bu durumda?
ateşi atalarımız icat etmiş biliyoruz.
çakmak,kibrit olmasa da el yordamıyla iki küçük taş bulsa,uğraşsa gerekirse saatlerce bir ateş yaksa...hiçbirşeye ihtiyaç duymadan kendi ateşiyle yolunu bulsa insan,kendine daha çok faydası olmazmı?
bazen hepimiz düşeriz umutsuzluğa.herkesle konuşuruz bir yardım eli uzatsınlar,bir akıl versinler bekleriz.
bekleriz beklemesine de başkalarının yardımıyla ne kadar kendi hayatımızı yaşayabiliriz?
nasıl bu benim hayatım diyebiliriz?
böyle umutsuzluk denen karanlığın içine düştüğümüzde kendi ateşimizi kendimiz yaksak,kendi umudumuzu kendimiz yaratsak.denemekten yorulmadan,bazen kaybolsakta kendi yolumuzu kendimiz bulup yürüsek.hayatımız daha anlamlı olmaz mı?

21.9.08

eski bir hayal...


Sen hiç mavi kuş gördün mü?

Ben gördüm...

Bak hemen yanda sende göreceksin ;)


Gökyüzüne asılı bi salıncak olsa da gündüz güneşi,gece ayı doya doya seyretsem.

Yanımdan lacivert kuşlar geçse.Kucağımda 3 küçük japon balığım,sallanıp dursak...

Kimse aramasa sormasa...

Yorulunca sırtıma bulutlara dayasam...

--------------

Yada yukarıya bir merdiven dayayıp atmosfer olayını sıfırlasam.

Dünyanın en uç noktasına bi puf atıp otursam.

Bi kase çekirdekle keyif yapsam.

çıt.çıt.çıt.çıt...

Çıtlatırken çekirdekleri bi yandan tepemden kayan yıldızlara baksam.

Her dileğim saniyede gerçek olup başıma yağsa.

Arada bir tombul melekler gelip benimle muhabbet etse :)

Beni kollarımdan tutup çok uzaklarda buzlarla kaplı bir yıldızın üzerine bıraksalar.

Buzdan yapılmış saraylarda yaşasam...

Ne güzel olur du dimi???
Not:yazı bana ait değil.eski mektupların arasında buldum.çok sevdiğim bi dostumun hayali o benle paylaştı bende...

HAYATI YOLUNA KOYMA ÇALIŞMALARI-3




Daha fazla kendimi düşünücem ve hiç bana gereken değeri vermeyenleri...


Odamı her sabah sadece 10 dakika daha erken kalkıp toplayıp çıkıcam evden ki akşam döndüğümde derli,toplu,huzurlu bir ortam bulayım...


Yeni bir tane japon balığı alıcam ve bu kez gözümün önünden hiç ayırmacağım...
Sigarayı tamamen bırakacağım!!!
Düzenli yaşamaya başlıcam,sadece odam değil tüm hayatım için geçerli bu.
Başladığım kitapları bitiricem.
Aylardır bilgisayarımda kayıtlı duran filmleri izlicem.
Aşk filmlerindeki duygusal sahnelerde ağlamaktan vazgeçicem...
Asosyal olmaya devam edicem.(sanırım bugünlerde benim için en iyisi bu.)Odama gerçek bi çiçek alıcam,mor menekşe olabilir.
Kardeşime karşı sabırlı olmaya çalışıcam ve tabii daha fazla ilgi göstermem lazım,küçükler hep ilgi bekliyor.
Bazen hayaller kurucam ve belki bunları bi yerlere yazmalıyım...
Sinirlerime hakim olucam,bazen susmak daha iyi olabilir-mişşş...
İçimde kalması gerekenleri içimde tutucam,patavatsızmışşşım...
En önemlisi umarım bunlar çalışma olma olarak kalmaz sadece :) bunun içinde çalışmam gerekicek :)

en sevdiğim çiçek-ler


Dün gece en sevdiğin çiçek nedir diye bir soru geldi.Cevaplayamadım...Çünkü cevabını hiç düşünmemiştim kimbilir belki de böyle bi soru yöneltilmemiştir daha önce bana.

Sonra düşündüm ama yine cevap bulamadım :)

Çiçekler arasında ayrım yapamadım,seçemedim sadece bir tanesini.

Hepsi ayrı güzel ya.Hepsinin rengi,şekli başka türlü güzel işte...

Ama yine de bir seçim yapmam gerekiyorsa,kır çiçekleri diyorum ben...

Rengarenk değişik değişik hepsi bir arada açarlar ya...

Yok böyle bi güzellik diyesim gelir onlara bakarken...

Belki kendime benzettiğimden biraz,en sevdiklerim kır çiçekleri...

zor karar


İnsan uygulamayadığı bir kararı neden defalarca verir ki ???

Sanırım her seferinde uygulayabileceğini düşündüğü için...

Peki o zaman,neden uygulayamaz?

Muhtemelen yeterince kararlı olamadığı için...

Kesin bi cevap veremiyorum bile...

Belki de bu yüzden verdiğim kararı uygulayamıyorum...Ama zor bi durum bu...

Delicesine bi aşk gibi bişey bu.Hani sürekli küsüp barışmak gibi,ayrılıp tekrar birleşmek gibi...

Sensiz yapabilirim,yaşayabilirim diye yeminler edip,dayanamayıp geri dönmek gibi...

Hem terkedip,hem arkadaş kalmaya çalışmak gibi...

Hem nefret edip,hem onsuz hayatı düşünememek gibi...

Sessiz bir dost gibi...

Açık sözlü bir düşman gibi...

İyi günde yanında olan bir arkadaş gibi...

Kötü günde yanında olan başka bir arkadaş gibi...

Heyecanını dindiren birkaç cümle gibi...

Senden birşey beklemediğini bildiğin şeyler gibi...

Yani sözde kolay,uygulamada zor bir karar gibi...


ps.ben bi insana bile böyle bağlanmadım bu yaşa kadar :)

sil baştan


en sevdiğimin filmin,en sevdiğim karesi...aslında filmin tamamını çok beğeniyorum ama yine de hep en'lerimiz vardır ya hayatta bu da öyle bi sahne :) bu gece tesadüfen denk geldi ve bir kez daha izledim filmi.kadere bir kez daha inandım...
aslında ben aynı filmi ikinciye bile izlemeyi hiç sevmem ama sil baştan nasıl bir etki bıraktıysa bende;her seferinde ilk izlediğimde aldığım keyfi tekrar alarak ,yeniden ve sıkılmadan izleyebiliyorum.Aşka ve kadere inancını kaybedenlere tavsiye edilecek bi film.Ben arada bi kendime de tavsiye ediyorum gerçi ;)

20.9.08

şans???


Şans ne kadarını etkiliyor hayatımızın?Daha iyi bir soru şans nedir aslında?Ben cevap aradım bulamadım.Çünkü öyle şeyler oluyor ki hayatta şanssızlık dediğimiz birşey bir an geliyor şans olarak karşımıza çıkıyor.Mesela otobüsü kaçırırsın o anda şanssız olduğunu düşünürsün,sonra sen bir sonraki otobüsü beklerken uzun zamandır görmediğin çok sevdiğin bir arkadaşınla karşılaşırsın ve şansa bak dersin...Eee noldu şimdi hani az önce şanssızdın :)

Sanırım bu şans olayıda iyilik kötülük gibi,hani derler ya hep her iyiliğin içinde bir kötülük,her kötülüğün içinde bir iyilik varmış.Bu da onun gibi işte her şansın içinde bi şanssızlık,her şanssızlığın içinde biraz şans var.Yani umarım öyledir.En azından ben kendimi böyle düşünerek avutuyorum :) Şansınız bol,şanssızlığınız az olsun :) Eğer şanssızlık denk gelirse,ardındaki şans daha fazla olsun :)

odam...


Yıllarca yurt kaldım yani tam 6 yıl...Lisedeki yurdumda kaldığım ilk geceyi hatırlıyorumda ne kadar korkunç görünmüştü gözüme herşey.14 yaşındaydım annemle babam beni orda öylece bi başıma bırakıp gitmişlerdi.Dünyadaki en yalnız insan benim sandım o an.Zaten kalacağım yeri gördüğümde oldukça büyük bir şok yaşamıştım.Allahım nereye düştüm böyle ben diye sordum kendime...Upuzun bir koğuş...40 kişilik...2 ranza birleşik birbirine.Kardeşimle bile yatmayan ben yanımda biriyle uyuycaktım...Uyumadan kabus görmek gibiydi.Sonra yurdu gezerken banyoyu gördüm.Adının banyo olduğuna aldırmayın bildiğiniz hamam.Göbek taşı falan var,yalaklar var :)

Bu yurda alışmakta oldukça zorlanmıştım.Öyle farklı bi ortamdı ki benim için.Yeni yerlere uyum sorunum olabildiğini ilk orda farketmiştim.Sonra alıştım yavaş yavaş...Biraz zor ve sancılı oldu ama alıştım 4 yılımı orda geçirince.İlk geldiğim gün olduğu gibi,son günümde bırakırken de o yurdu ağladım...

Üniversiteye gittiğimde yine 2 yıl yurtta kaldım.Ama lisedeki yurttan sonra orası bana cennet gibi gelmişti.Hiç yabancılık hissetmedim e doğal olarak yıllarca yurtta kalmış bi şahıs olarak.Gerçi liseye göre çok rahattı.Gece 11de belletmenler gelip ışıkları kapatmıyodu yada sabah 7de belletmenler gelip"uyanın kızlar"diye bağırmıyodu odanın ortasında...Giriş çıkış saati çok sorun değildi,kışları gece 11,yazları gece 12 ydi yurda giriş saati.Malum lisedeyken haftada 2 gün 1er saat çarşı iznimiz vardı sadece...Tabii bide çarşı izin kartlarımız,eğer geç gelirsen bir dahaki izine çıkamıyorsun...Gerçi en güzeli ilk gittiğim yıl haftada 2 gün sıcak su vermeleri ve bunun çarşı izniyle aynı saate denk gelmeseydi :) seçim sizin,ya 1 saat gez dolaş saçların kirli kalsın :) yada temiz saçlarınla yurtta mahsur kal :) Vayy be...Ne yıllar geçirmişim,ne zor seçimler yapmışım da unutmuşum :)

Şimdi evimdeyim...Lise yurdu,üniversite yurdu ardından o güzel öğrenci evimden sonra ailemin yanına dönüş...Herşey güzel de odamı küçük kardeşimle paylaşmak bazen zor oluyor :)

Kendisi 9 yaşında ve oldukça zıpır bi erkek çocuğu.Umursamaz,dağınık,kafasına göre takılıyo işte.Ben de sürekli ardından dağınıklıklarını topluyorum.Aslında yaz tatilinde düzenli tertipli bi küçük bey olmaya alıştırmıştım kendisini.Sabah kalktığında yatağını bile topluyodu!!!Hemde bi çocuktan beklenmeyecek kadar itinalı bi şekilde :)Ama artık okullar açıldığı için toplayamazmış,zaten sabah zor uyanıyormuş...Büyük abla olarak odamızın düzeni yine benden sorulmaya başladı işte...Yine de onca yıl yurtta kaldıktan sonra bu oda benim odam diyorum ya,odamı paylaştığım kişi kardeşim ya;mutluyum...Varsın yatağınıda toplarım,ortada bıraktığı herşeyide...Benden başka denetleyen yokki...Sabah kimse gelip yatak kontrolü yapmıyor...Gecenin bi saati ışığı kapatmak zorunda kalmıyorum ...Duvara çivi çaktığımda yada poster astığımda hiçkimse bişey demiyor...istediğim zaman toplayıp,istediğim zaman dağıtıp,istediğim zaman temizleyebiliyorum...Burası benim odam ve mutluyum,her sabah kardeşimin yatağını toplamak zorunda kalsam bile :)

19.9.08

eski bir şehir...Eskişehir...




Eskilerde kalan bir şehir.Eskişehir...Nasıl özledim sokaklarında dolaşmayı.Adalarda porsuk nehrinin yanında çimenlerde oturup içmeyi...Doktorlarda gezerken dütt dütt diye tramvayın geçmesini.Harabenin önündeki pamuk helvacıdan gecenin bi yarısı düşlerin pembesi pamuk helvadan alıp yemeyi.Köpekli parkta oturup ayran içip,simit yemeyi.Arkadaşlarla adalar migrosun önünde buluşmayı.Hamam yolundaki kahvecilerden gelen o mis kokuyu :)Kışın soğuğunu,buzunu,ayazını...Yazın serin gecelerini.Özledim.Kanlı kavak ta öğrenci işi piknik yapmayı.Sonra salıncakta sallanmayı.Top oynamayı ama plastik top :)


Ama en çok dostlarımı özledim.Herşeyimizi paylaşmayı.Yurtta sabaha kadar aynaların orda oturup sigara eşliğinde dertlerimizi,sevinçlerimizi,aşklarımızı paylaşmayı.Birimizin derdi olduğunda hepimizin bir olduğunu hissedebilmeyi.Sokaklarda şımarmayı,saçmalamayı,gülmeyi,eğlenmeyi hep beraber.Trenle yolculuk yapmayı,birimiz içinde anlamı olsa o uzun yolların,hep beraber kalkıp gidebilmeyi.Ağlarken gülmeyi...Ama hep beraber olmayı özledim.Gerçi yine beraberiz biliyorum.Yollar,dağlar,şehirler girse de aramıza hep yanyanayız biliyorum.Yine de çok özlüyorum...Beraber olmayı ve beraberken o eski şehir de yaptığımız herşeyi...

18.9.08

eskilerden kalma...


O’NA
Yitip giden bir aşk,bir tren düdüğüyle,bir hoşçakalla…şehirler,aramıza giren.
Şehirler hayatımızdaki,hiçbir kesişme noktası olmayan.ne acıymış ardına bakarken
Bir trenin camından,bir yüzü son kez gördüğünü bilmek.ne acıymış yaşanabilecek onca şeyi göz göre göre,bile bile bir enkaza dönüştürmek.
Buruk bir gülümsemeyle elveda deyip birbirini son kez tutan eller,biraz gözyaşı,
Kalbimde acı ve yollar… Aramıza giren ve bizi bir daha buluşturmayacak olan yollar.
Çok uzak ve soğuk şehirler…
Bilmek…bilmek en acısı.seni bir daha göremeyeceğimi bilirken sana sarılıp hoşça kal demek.oysa yanında kalabilseydim,seninle gelebilseydim ve hep seninle olabilseydim,
Hayatımın sonuna kadar…biliyordum olmayacaktı,ben gidecektim.bilirken istiyordum bunu delicesine…bilmek gözlerimden yaşlarla birlikte süzüldü.
Belki yüzünü unutsamda bir gün,yinede aklıma gelecek siluetin,her trene bindiğimde ben bakarken camdan sen ardımdan el sallarken…
Ben unutmayıncaya kadar sigaramı senin ateşinle yakacağım…
25/02/2006

17.9.08

bir dosta bir mektup...


Eğer istiyorsan,gerçekten istiyorsan.YAPABİLİRSİN!!!


Biliyorum mutsuzsun,yalnızsın,üzgünsün,ağlamak geliyor içinden,hayatının da kalbin gibi darmadağınık olduğunu düşünüyorsun ve öyle davranıyorsun.Ama hayatın dağılmadı. Hayatın olduğu gibi duruyor.Hatta belkide önceki zamanlara göre daha bile iyi şimdi...Kalbin kırık olabilir ama ben kırık bir kalbin tüm hayatını etkileyeceğini düşünmüyorum.Gidenin ardından üzülünür genelde canım,gidenler üzülmez!!!Artık kendine geri dön,bu melankoliden ben sıkıldım.Sevinmen lazım seni aylardır üzen insanı hayatından çıkarmayı başardığın için...Biliyorum onun yanın da çok mutlu da oldum dersin şimdi...Ama eğer bi terazinin iki kefesine koyarsak ben biliyorum ki üzüntüler mutluluklardan daha fazla...Bu yüzden bitti zaten,unuttun mu yoksa ???

Artık bi yerden başlamanın zamanı geldi kendini toplamaya...Ve bu nokta bu gece gördüklerimden sonra eminim ki odan!!!Hayatının büyük bi kısmı odana odaklı olduğuna göre sen bi başla diyorum ben canım...Emin olabilirsin işe yarayacak...Sen yalnızca iste ve bir yerden başla...


akşamüstünde...


Kapıyı vurmadan,sessizce çıkup gitsem evden.Hemen şimdi.Yürüsem yağmurun altında,ıslansam...Gök gürleyince bi an ürksem...Sonra yine ıslansam...Geçermi kendime kızgınlığım?Yaptığım hataları düzeltebilir miyim ıslandıktan sonra?Yağmur damlaları yüzüme vurdukça,aklım başıma gelir mi?Gök gürleyince ürkerim,korkarım ya ben hatta zıplarım bazen;o an bir şey olurmu ki?Mucize gibi birşey...Bir anda herşey yoluna girmeye başlar mı?

Usanmışlık var bugün üstüme...Yorulmuşluk...Ne yapacağını bilen ama yapacakları şartlara bağlı olan bi kızın beklemekten yorulmuşluğu...Bekliyorum...Sadece iyi bir haber bekliyorum.
Geleceğini bildiğim ama beklemeye bu aralar sabrımın yetmediği iyi bir haber işte...O kadar eminim ki geleceğinden.Tüm yorgunluğuma,tüm usanmışlığıma rağmen içimde kocaman bir umut var.Bu aralar ayakta kalmamı sağlayacak kadar büyük bir umut,şimdi çıkıp gidememe rağmen bu akşamüstünde...

15.9.08

biraz benden...


Bugün benim günüm bu sayfada.Ve bende yoruldum sanıyorum bazen hayattan,yaşamaktan,yanlışlardan.Sonra bir an geliyor içimde bi enerji bi yaşama sevinci.Evet ya diyorum evet bu benim işte.Aynaya her baktığında gülen kızım ben.Dostlarına akıl verip tam tersini yapan,sonra kendi haline bakıp gülen o kız :) Düşen kalkan,hatalar yapan,bazen gülen bazen ağlayan biraz herkes gibi,ama daha çok kendi gibi.Bazen yorulan umudunu kaybeden sonra bir anda yine içinden umut fışkıran,inanan o kız benim.Mesela dün gece çok bezmiştim yaşamaktan daha doğrusu unutamamaktan,içimde saklamaktan...Sonra sabaha karşı bir saatte dile döktüm aklımda,içimde ne kaldıysa sığdırdım bir mesaja hepsini.Gönder tuşuna bastım,ve mesaj yerine ulaştı.Yani içimden çıktı gitti herşey.Söyleyemediğim sözlermiş tutsak eden onu içimde ve beni kendimde.Sabah uyandığımda huzur vardı sadece içimde,esaret bitmişti artık.Güneşli bir güne artık özgür kalan ruhumla merhaba dedim...Gülümsedim aynaya bakıp kendime ve özgür kalan kalbime :)

düşler



Aslında ben o düşlerini çocukluğunda unutanlardanım...Büyüdükçe yaşamanın gerçeklerden oluştuğunu anlayanlardan.İlk ne zaman anladım bunu,ne zaman vazgeçtim düş kurmaktan hatırlamıyorum.Belki yatılı okul yıllarımda,belki bir düşümün gerçekleşmediği bir anda...Oysa çocukken ne kadar çok düş kurardım.Hepsi o yıllarda kalmış hatırlamıyorum bile şimdi hiçbirini.Yeniden başlasam düş kurmaya desem,çocukluğumdaki gibi olamazki artık.Maalesef hayatın gerçekleriyle aşırı derecede yüzgöz oldum.Düş kuracak ne gücüm ne vaktim yok artık.Belki de vardır.Belki de sırf bu yüzden sayfamın adını eflâtun düşler koymuşumdur.Düşlerle dolu yıllarımı özlediğim için farkında olmadan günlerce düşündükten sonra böyle bi isim gelmiştir aklıma...Bilmiyorum.Ama içimden ne geçerse,sadece kendim için yazacağımı biliyorum...Düşlerim,renklerim ve gerçeklerimle burası benim dünyam...Belki de yeniden çocukluğumun düşlerine,merhaba...